İran’da tüm inkılaplar Türklüğün göz bebeği Tebriz’den başlar - Prof. Dr. Aygün Attar / Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Day. Vakfı Başkanı

 İran’da tüm inkılaplar Türklüğün göz bebeği Tebriz’den başlar - Prof. Dr. Aygün Attar / Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Day. Vakfı Başkanı
13:25 19.01.2020 | 528 kere okundu | Dünya

Güney Kafkasya’da Ermenistan’ı himaye etmesine ve Karabağ konusunda Ermeni yanlısı siyasetine rağmen Türkiye ile bir millet iki devlet siyasetini sadece devlet politikası olarak değil gönül birliğine dayalı olarak yürüten Azerbaycan’da dahi halkın belirli bir kesimi nezdinde İran sempatisi gözlemlenmektedir. Ayrıca, İran’da olası bir iç karışıklık Azerbaycan‘ı hatta Putin’in de açıkladığı gibi Rusya’yı bile derinden etkiler ve Türkiye’ de bu durumdan nasibini alır.

2018 OPEC Bülteni verilerine göre dünyadaki ham petrol rezervlerinin miktarı 1.483 trilyon varili buluyor. Bunların yüzde 54’ü Ortadoğu’da, yüzde 22’si ise Latin Amerika’da yer alıyor. Petrol rezervlerinde ilk beş ülke arasında Venezüella, Suudi Arabistan, İran, Irak ve Kuveyt.

Dünyadaki doğalgaz rezervlerinin yüzde15’ine, dünya petrol rezervinin ise yüzde12’sine tek başına sahip olan İran’ın, kendi ülkesinin devlet menfaatlerini dünya menfaatleri, kendi devlet yönetim felsefesini ise dünya devletlerinin düşünce tarzı gibi kabul ettirmek isteyen ABD’nin karşısında sert bir şekilde diklenmesi Orta Doğu’nun karmaşık yapısını daha da karışık duruma sokmaktadır. Aynı zamanda tamamen ekonomik çıkar amacı ile tasarlanan ve paranın patronluğu konusunda ısrarını, inhisarın tekelden-okyanus ötesinden idare edilmesi isteğini gizleme gereği duymayan ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesine ve Pax Americana’ya ve dolayısıyla süper güce karşı çıkan İran, bu ülke tarafından farklı sebeplerle (teröre destek, nükleer enerji vs) suçlanmaktadır. Hazırda İran, Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesine misilleme olarak Irak’taki Amerikan üstlerini bombalaması ve yanlışlıkla Ukrayna uçağını düşürmesi ile dünya gündeminde aktüel bir yer işgal etmekte ise de bizim açımızdan bu coğrafya, yüzyıllar boyunca tarihimizin yaşatıldığı, halen de zorluklara rağmen yaşatılmaya devam edilmekte olan medeniyetimizin silinmez izlerle her karışında yer edindiği, nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ından fazlasını Azerbaycan Türklerinin oluşturduğu sınır komşumuzdur.

İran’ın Etnik Yapısı adlı kitabımda da belirttiğim gibi İran, tarihi geçmişi itibari ile Türkiye’nin dostu olmuştur diyemediğimiz bir ülkedir, fakat realpolitik nedeniyle düşman olmamamız gereken sınırdaşımızdır. Türkiye, Ortadoğu’da oyun kuruculuğa yeltenen devletlerin karşısına oyun bozucu olarak çıkan İran’la oyun içinde oyun oynayanlara karşı ülke çıkarları açısından birlikte, fakat mesafe aralığını da dikkatlice tanzim ederek harekat edeceğine dair izlenimi Rusya Devlet Başkanı Putin’in son ziyaretinde ortaya koydu.

Her ne kadar İran, Suudi Arabistan’ın dibinde bulunan Bahreyn de dahil olmak üzere Pakistan’dan Lübnan’a, Afganistan’dan Yemen’e kadar geniş İslam coğrafyasındaki Şii toplulukları yönlendirme ve bu bölgelerde oyun kurma becerisini sergilemiş bir ülke olsa da Türkiye, bu konudaki hassasiyetini defalarca net biçimde ortaya koymuş olduğundan taraflar arasında kırmızı çizgiler, hassas bölgeler konusunda hali hazırda konsorsiyum oluştuğunu söyleyebiliriz. Türkiye İran ilişkilerinde dikkat edilmesi gereken çok önemli bir husus da Azerbaycan’dır.

Güney Kafkasya’da Ermenistan’ı himaye etmesine ve Karabağ konusunda Ermeni yanlısı siyasetine rağmen Türkiye ile bir millet iki devlet siyasetini sadece devlet politikası olarak değil gönül birliğine dayalı olarak yürüten Azerbaycan’da dahi halkın belirli bir kesimi nezdinde İran sempatisi gözlemlenmektedir. Ayrıca, İran’da olası bir iç karışıklık Azerbaycan‘ı hatta Putin’in de açıkladığı gibi Rusya’yı bile derinden etkiler ve Türkiye’ de bu durumdan nasibini alır.

Suriye ‘de yaşananlar Türkiye‘nin sınır komşusu devletlerin sorunlarından ekonomik siyasi ve askeri olarak ne denli ciddi etkilendiği gerçeğini ortaya koymaktadır. Diğer taraftan, IKYB referandumu sonrasında boy gösteren olaylar Irak’a 1980’lerden itibaren “yatırım” yapan Amerika’ya rağmen bu ülkede de İran’ın ciddi bir etkisi olduğu gerçeğini ortaya çıkardı. Tüm bu nedenlerden dolayı bölgede daima Rusya ile işbirliği içerisinde olan, Çin ile iyi geçinme siyasetine üstünlük veren İran’a Amerika’nın arzu ettiği şekilde komşu devletler tarafından sert baskı uygulanması fikrine daha önce olduğu gibi ister Azerbaycan ister Türkiye olumlu bakmamakta, İran’ın iç işlerine müdahale olarak görmekte.

Amerika’nın demokrasi arayışı için Ortadoğu’da bulunduğunu açıklaması Irak örneğinde görüldüğü gibi iflas etmiş, içi boşaltılmış söylem olarak inandırıcılığını kaybetmiş durumda.

İran’da halk Amerikan demokrasisine inandığı için değil son bir yıldır belirli aralıklarla ekonomik sıkıntı, adaletsiz ve eşit olmayan (non- proportional) gelir, yüksek makam sahiplerinin haksız kazançla elde edilen servetlerine öfke, kişilik haklarının kısıtlanması (kılık kıyafet ve sair konular), etnik özgürlükler ve demokratik haklar talebi ile sokaklarda itiraz gösterileri yapıyorlar. Haklı taleplerini haksız duruma düşüren ayaklanma öncesi İsrail, Suudi Arabistan ve Amerikan medyasında İran’la ilgili bu gelişmelerin yaşanacağına dair yayımlanan yazılar, tv programlarında yer alan konuşmalar Molla rejiminin işine geliyor ve siparişle yapıldığına dair algı oluşmasına sebebiyet veriyor.

Önemli bir ayrıntı da ülke nüfusunun neredeyse yarısını oluşturan Azerbaycan Türklerinin, onları ana dilinde eğitim başta olmakla birçok demokratik haklardan mahrum bırakma siyaseti yürüten Tahran yönetimine rağmen olaylara karşı temkinli davranıyor olmaları. Bunda, son dönemlerde gelişme gösteren Türkiye İran ilişkilerinin önemli katkısı ve dışarıdan bir şeylerin tasarlanıyor olmasına duyulan kuşkunun etkili olduğunu söyleyebiliyoruz.

Oysa bölgenin siyasi tarihine aşina olanlar biliyorlar ki İran’da tüm inkılaplar Türklüğün göz bebeği Tebriz’den başlar.

Tebriz, Trump’ın ilk saatlerinden itibaren desteklediğini açıkladığı bu ayaklanmalara ölçülü ve mesafeli...

Vesayet ve vekalet savaşlarının yaşandığı Ortadoğu coğrafyasında İran merkezli yürütülen Batı orjinli demokrasi operasyonu, Amerika’nın insan haklarını desteklediği için yapılan bir hareket değil, öyle olsaydı uluslararası arenada Suudi’lerin yüzüne bakılmamalıydı...

Son günlerde İran sokaklarında halkın ayaklanması, tıpkı geçen sene olduğu gibi özgürce yaşamak istiyorum diyenlere “özgürlükler ülkesinin” insani nedenlerle desteği değil.

Ayaklanmalar, emperyalist güçlerin Ortadoğu hamlesinde engel ve İsrail’in müzmin düşmanı olarak gördüğü İran’ı İranlıların eliyle cezalandırmak için desteklenmekte... Ve unutmamalıyız ki bu projeye karşı çıkan herkes cezalandırılmak için sırada...

İran’ın değişik bölgelerinde halkı sokaklara döken problemlerin acilen çözümlenmesi elzemdir.

Sonuç olarak ;

Bölgede son yaşananlara baktığımızda, Amerika Birleşik Devletleri’nin, Suriye meselesi başta olmak üzere PKK/PYD terör örgütünü silahlandırmaktaki ısrarı, verdiği sözlerden cayması, Suriye ve Irak meselesindeki tutumu nedeniyle NATO içerisinde yer aldığı süreç boyunca müttefiklik şartlarına azami ölçüde riayet eden Türkiye’yi milli menfaat ve Devletin selameti açısından farklı bir ittifaka Rusya ve İran’la birlikte stratejik ortaklık zemininde harekat etmeye itmiştir.

İran’daki dışarıdan destekli ayaklanmalara gelince, bu ayaklanmalar İran’la da sınırlı kalmaz, Allah göstermesin başarılı olunduğu takdirde domino etkisiyle münasip bir devrim ismiyle Türkiye ve Azerbaycan’a sirayet edebilir...

İçimizde olan ve pusuda bekleyenleri, dışarıdan gelecek talimatlara amade olanları unutmamakta fayda var... Bunlarla da baş ederiz, def ederiz ama enerjimiz, paramız ve ekonomimiz zarar görür. Önceden tedbirli olunması en hayırlısıdır. İran’a bakınca gördüğüm bu...

star.com.tr


Dünya
Haberler