Türkiye, Bayden'e göre stratejisini değiştirecek ve belirsiz bir yol izleyecek bir ülke değil

Türkiye, Bayden'e göre stratejisini değiştirecek ve belirsiz bir yol izleyecek bir ülke değil
09:15 09.11.2020 | 2340 kere okundu | Politika

Elcin Abdullayev

Amerikalılar yeni başkanları olarak Co Bayden'ı seçti. C.Bayde’nin ise işi hiç de rahat olmayacak. O’nun Selefi Donald Tramp'ın müttefikleriyle zedelediği ilişkiler sistemini yeniden kurmaya ve ABD'nin eski imajını yeniden kurmaya çalışacağı düşünülebilir. Aynı zamanda, bir yönetici devletin başı olan C.Bayden'in diğer ortak devletlerle ne tür ilişkileri olacağı da tartışmalı.  Özellikle 27 Eylül'den itibaren Dağlık Karabağ'daki Ermeni teröristlere ve onları açıkça destekleyen Ermenistan'a karşı başarılı operasyonlar yürüten Azerbaycan devleti için yeni cumhurbaşkanının izlediği yol, ilgilendiriyor.
Amerika Birleşik Devletleri ile Azerbaycan arasındaki son 28 yıldır ilişkileri değerlendirdiğimizde, iki ülke arasında her zaman yapıcı bir politika izlendiğini görmek mümkündür. Azerbaycan, yumuşak ilişkilerin arka planına karşın, ABD'nin birçok konuda çıkarlarını güvence altına aldı. Özellikle 11 Eylül'den sonra Azerbaycan, "küresel terörizme" karşı ortak operasyonlara katılmak ve NATO’nun Azerbaycan üzerinden Afganistan’a mal taşımasını sağlamak için ABD ile ittifak kurarak Bakü’yü Washington’un "güvenli ortağı" haline getirdi. Azerbaycan-ABD ilişkilerinin bu düzeyde olmasına rağmen, C.Bayden'in Azerbaycan'a Türkiye üzerinden, özellikle de son Karabağ savaşının arka planına karşı bakması gerekeceği açıktır. 
Toplumu endişe eden neden budur.  Yeni ABD başkanı, Türkiye ve lideri Recep Tayyip Erdoğan'a karşı sert tavrı ile tanınıyor.  O, Recep Tayyip Erdoğan'ı devirmek için iç muhalefeti desteklemekten ve Yunan ve Ermeni meselelerinde Türkiye'ye karşı sert adımlar atmaktan söz etti.  ABD politikasını izleyenler bunun farkındadır. Amerika'da kim cumhurbaşkanı olursa olsun, Türkiye için her zaman Yunan, Ermeni ve Kürt meselelerini ön plana çıkarmıştır.  Hatta bazı yaptırımlar ve adımlarla tehdit etti. Bu tutum, C.Bayden'den önceki başkanlarda da görüldü. Aslında R.T.Erdoğan'la normal ilişkileri olan D.Tramp, PKK, PYD, S-400, Rahip A. Brunso ve Yunan ve Avrupalı müttefikleri ile ilgili konularda zaman zaman Türkiye'ye karşı açık tehditlerde bulundu. Aynı zamanda NATO içinde Türkiye'yi Fransa'ya karşı savundu. Aslında, son yaklaşım, Amerika'nın dış politikada kendi yaklaşımları ve hedefleri olduğunu göstermektedir. Bu, C.Bayden’in ve diğer selefleri gibi Türkiye ile ilişkilerde ABD dış politika çıkarlarına öncelik vereceği anlamına geliyor.
Diğer yandan Türkiye'nin şimdiden hesaba katılması gereken bir devlet haline geldiği de bir gerçektir. Yani Türkiye, C. Bayden'e göre stratejisini değiştirecek ve belirsiz bir yol izleyecek bir ülke değil. Aksine oyun planından asla vazgeçmeyecek ve karşılaşacağı engellere göre taktiksel değişiklik yapma gücüne sahip bir devlet haline gelmiştir. Dolayısıyla Türkiye örneğinde C.Bayden'in diğer demokratik ve Cumhuriyetçi cumhurbaşkanlarından farklı bir politika izlemeyeceğini ve zaman-zaman bir miktar sertleşme ve yumuşama olacağını öngörebiliriz. Türkiye üzerinden tam bir çizgi çekmek Amerika'nın uluslararası ve bölgesel hedeflerine ulaşması açısından engel teşkil edecektir.
Türkiye'nin bu duruşu elbette Azerbaycan lehine çalışan bir unsur olacaktır. ABD'nin Ortadoğu'daki dış politikasının da İsrail'in istekleri tarafından belirlendiğini biliyoruz. Tel Aviv-Bakü ve Tel Aviv-Erivan arasındaki ilişkilere bakıldığında, Azerbaycan'ı ABD için daha güvenilir bir konuma getirecektir.


Politika
Haberler