Gün Ağarırken Karabağ

Gün Ağarırken Karabağ
21:15 13.01.2021 | 881 kere okundu | Karabağ

Dr. Öğr. Üyesi Zeki GÜREL

Bir Hatırlatma: Tarihini Unutanlar
Onu Tekrar Yaşamak mecburiyetinde
Kalır Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler
Birliği’nin parcalanmasından sonra
1980’li yıllardan itibaren; beş bin yıllık
Turk vatanı olan Dağlık Karabağ, bolgenin
yumuşak karnı haline getirildi.
Cardaklı kasabasında yaşayan Ermenilerin
1987’de Baku idaresine isyan
etmeleri sonucunda Cardaklı olayları
bahane edilerek, bu bolgedeki Azerbaycan
Turkleri baskı ve zulumlerle yurtlarından
uzaklaştırılarak Baku civarındaki
Sumgayt’a yerleştirildiler. Dağlık
Karabağ’daki kırılma noktası işte bu
andı. Bolgede Ermeniler lehine nufus
dengelerini değiştirme cabalarına bir
yenisi daha eklenmişti. Ermeniler coğunluğun
kendilerinde olduğunu iddia
Garabagh At Sunrise
* Gazi Universitesi Gazi Eğitim Fakultesi Turkce ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bolumu-ANKARA, [email protected]
gazi.edu.tr https://orcid.org/0000-0001-5129-7033
Dr. Öğr. Üyesi Zeki GÜREL
21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum / Education And Society In The 21st Century
Cilt / Volume 9, Sayı/Issue 27 , Kış / Winter 2020 980
Dr. Öğr. Üyesi Zeki GÜREL
ederek Azerbaycan’dan ayrılarak Ermenistan’a bağlanmak istediler ve 20 Şubat
1988’de Dağlık Karabağ’ın Ermenistan’a bağlanması icin oy kullandılar. Takvimler
12 Ocak 1989’u gosterdiğinde Sovyetler Birliği, Dağlık Karabağ’ı Azerbaycan’a
bağlayan kanunda/antlaşmalarda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen bu
bolgeyi kendisine bağladığını ilan etti. Azerbaycan Halk Cephesi ise Dağlık Karabağ’ın
hic tartışmasız bir şekilde Azerbaycan toprağı olduğunu deklare etti. Bunun
uzerine 20 Ocak 1990’da Sovyet Askeri Birlikleri Baku’ye sevk edildi ve pek cok
masum Azerbaycan Turk’unu acımasızca ve vahşice katlettiler. Dağlık Karabağ’da
ise Ermeniler Rusların ve Fransa başta olmak uzere Batılı ulkelerin destekleriyle
Turklere karşı saldırılar başlattılar, Turkler de 1992’de karşı saldırılara gecti iseler
de bu direniş uzun soluklu olamadı. 26 Şubat 1992’de Hocalı Katliamı yaşandı.16
Nisan 1993’de ateşkes ilan edilerek Birleşmiş Milletler Guvenlik Konseyi’nin 822
Numaralı kararı ile silahlı guclerin Kelbecer’den cekilmesi istendi. Rusya, ABD ve
Turkiye’nin ortaklaşa sunduğu barış planı Azerbaycan ve Ermenistan tarafından
kabul edilmesine rağmen Dağlık Karabağ Ermenileri planı kabul etmeyerek cekişmeleri
ve catışmaları devam ettirdiler. Butun bu sureclerde Dağlık Karabağdaki
Ağdere, Kelbecer, Cebrail, Kubatlı, Zengilen, Lacin, Goradiz ve daha bircok vatan
parcası Ermenilerin işgaline terk edildi. Devreye Agit ve Minnsk Grubu girdi
ise de olaylar; Birleşmiş Milletlerin kararlarına rağmen devam etti ve Batının ve
Rusya’nın şımarık cocukları Ermeniler, Turk vatanını işgalden bir turlu vazgecmediler.
Butun bu olumsuzlukların yaşanmasında Azerbaycan’daki ic cekişmelerin/
siyasi cekişmelerin de rolu oldu mu olmadı mı? Sorusunu da akl-ı selime sormadan
edemeyeceğiz.
Ziya Şahin ve “Gün Ağarırken Karabağ”
Araştırmacı yazar Ziya Şahin/Aşık Ziya Şahin 1961 yılında Kayseri’nin Pınarbaşı
ilcesinin bir koyunde dunyaya gelmiş. Oğretmen lisesi mezunu olarak 1979’da
Kayseri merkeze gelmiş ve Kayseri şeker Fabrikasında calışmaya başlamış. Eli kalem
ve mızrap tutanlardan… Şiirler yazmış, saz calmış, soylemiş, yetmemiş tahkiyeli
eserler ve belgesel ozelliği de olan araştırmalar kaleme alıp bunları kitap olarak
yayımlamıştır (Gurel,2019:132-138).
Ziya Şahin’in bu yazımıza konu olan kitabı ise (Ziya Şahin, Gun Ağarırken Karabağ
Tarihini Unutanlar, Onu Tekrar Yaşamak Zorunda Kalır, İstanbul 2020, 232
s, Kariyer Yayıncılık İletişim, Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti. yayını). Ziya Şahin, bu
kitabını yayınlatma surecinde bana gonderdiğinde Ankara’daki bazı yayınevleriyle
goruşmeler yaptım ama yayınlanması icin vaktin ve saatin gelmesi gerekiyormuş,
kitap ancak 2020 yılının Ekim ayında yayımlanabildi. Bu da mutlu bir tevafuktur
Dağlık Karabağ otuz yıllık işgalin ardından artık ozgurleşiyor, Azerbaycanlı kardeşlerimize
ve Turk milletine hayırlı olsun hayırlara vesile olsun…
Kitaba on sozu T.C. Azerbaycan Buyukelciliği yapmış Hulusi Kılıc yazmış
(s.11-12). Sahayı bilen ve yaşanan acılara şahit olan bir buyukelcinin bu anlamlı
on sozunden sonraki yazı “Yureğim Karabağ’ladı” başlığını taşıyor (13-22). Bu yazıyı
yazansa Denizli Universitesi akademisyenlerinden Prof. Dr.Nurten Sarıca’dır.
21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum / Education And Society In The 21st Century
Cilt / Volume 9, Sayı/Issue 27 , Kış / Winter 2020 981
Gün Ağarırken Karabağ
Sarıca, ailesi 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus savaşı sonrasında Kadim Turk
vatanı olan Karabağ’dan Van’a hicret edenlerden. Bu aile daha sonra 1915 Mayısında
Van Ermeniler tarafından işgal edilince yapılan katliamlara ve vahşete de şahit
olmuştur.
Ziya Şahin’in kitabı dort bolumden meydana gelmektedir. “Gun Ağarırken
Karabağ” başlığını taşıyan birinci bolum (s.23-31) aslında eserin giriş bolumudur.
Yazar, burada bu kitabı yazmaktaki meramını ortaya koymaya calışmıştır. “Hocalı
Katliamına Adım Adım” başlıklı ikinci bolum (s.33-40) ile ”Hocalı Katliamında
Neler Olu?” başlıklı ucuncu bolumde(s.41-47) okurunu Dağlık Karabağ ekseninde
Azerbaycan-Ermen savaşı ve neticelerin goturmek istemektedir. Bu iki bolumde
yaşanan surecteki Turklere reva gorulen insanlık dışı davranışlar, siyasi gelişmeler
ve Hocalı’daki soykırım şahitleriyle ve fotoğraflarla desteklenerek anlatılmaktadır.
İnsan Hakları İzleme Orgutu, Hocalı Soykırımını Dağlık Karabağ’ın Ermeniler
tarafından işgalinden bu yana gercekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak nitelendirmiştir.
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin resmi makamlarının acıklamalarına
gore bu katliamda 106’sı kadın, 83’u cocuk olmak uzere toplam 613 Azerbaycanlı
Turk, Ermenilerce akla hayale gelmeyecek işkencelerle oldurulmuştur. B u
katliamları yapanlardan bir Ermeni Zori Balayan, daha sonra kaleme aldığı Ruhumuzun
Canlanması adlı kitabında insanlığın yuz karası bir itirafta bulunmaktadır:
“Biz arkadaşımız Hacatur’la ele gecirdiğimiz eve girerken 13 yaşında bir Turk
cocuğunu pencereye civilemişlerdi. Turk cocuğunun bağırış cağırışları cok duyulmasın
diye, Hacatur, cocuğun annesinin kesilmiş memesini cocuğun ağzına soktu.
Daha sonra bu 13 yaşındaki Turk’e onların atalarının bizim cocuklara yaptıklarını
yaptım. Başından, sinesinden ve karnından derisini soydum. Saate baktım, Turk
cocuğu 7 dakika sonra kan kaybından oldu.
İlk mesleğim hekimlik olduğuna gore humanist idim, bunun icin de Turk cocuğuna
yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi rahatsız hissetmedim. Ama ruhum
halkımın yuzde birinin bile intikamını aldığım icin sevincten gururlanırdı.
Hacatur, daha sonra olmuş Turk cocuğunun cesedini parcalayarak doğradı ve bu
Turk’le aynı kokten olan kopeklere attı. Akşam aynı şeyi uc Turk cocuğuna daha
yaptık. Ben bir Ermeni vatansever olarak gorevimi yerine getirdim.
Hacatur da cok terlemişti, ama ben onun gozlerinde ve diğer askerlerimizin
gozlerinde intikam ve guclu humanizmin mucadelesini gordum. Ertesi gun biz kiliseye
giderek 1915’te olenlerimizin ve ruhumuzun dun gorduğu kirden temizlenmesi
icin dua ettik.”
Ziya şahin’in Zori Balayan’ın Ruhumuzun Canlanması kitabından diye alıntı
yaptığı bu vahşet, Doc Dr. Boraz Aziz’in Hocalı Soykırımı adlı kitabında da anlatılmaktadır
(Aziz, 2014:75).
Ziya şahin’in kitabında anlattığına gore Hocalı’daki katliamın sonucunun şahidi
olanlardan biri de Mubariz Allahverdiyev’dir. Yazar, bu kısmı şoyle anlatıyor:
21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum / Education And Society In The 21st Century
Cilt / Volume 9, Sayı/Issue 27 , Kış / Winter 2020 982
Dr. Öğr. Üyesi Zeki GÜREL
“Allahverdiyev, Azerbaycan Universitesi Tıp Fakultesi’nde anatomi uzmanı…
Katliam gunu butun ailesi Hocalı’daydı. Haberi alır almaz Baku’den Hocalı yakınındaki
Ağdam’a gitti. Yaralıları, işkence ile oldurulen 613 cesedi tek tek gozleriyle
gordu. Mubariz Allahverdiyev, uzmanlığı gereği surekli kadavralarla calışıyordu.
Ancak o gun gorduğu cesetler karşısında, o bile dehşete duştu.
Allahverdiyev, Ermeni doktorun yargılanmasını talep ediyor. Cağrısı butun
dunyaya… Tek isteği, hayvanlara bile reva gorulmeyecek bu işkencenin cezasız
kalmaması…” (Şahin, 2020:44-45)
Kitabın dorduncu bolumu ise “Başımıza Gelenler” başlığını taşıyor. Ziya şahin,
bu bolumde şahitleri konuşturuyor. Yani bu bolum Karabağ olaylarıyla ilgili birinci
elden kaynak niteliğindedir (s.49-128). Bu bolumde bilgisine başvurulanların
isimleri ise şoyle: Vusale Aliyeva, Aslı Aliyeva, Gulperi Hanlarova, Rada Abbas,
Metanet Abbasova, Muhtar Gasimov, Şemşir Aliyev,… Bu isimler arasında sağlıkcılar
var, gazeteciler var, askerler var, akademisyenler var bir de savcı var.
Ziya Şahin, bu kitabında kendisine ulaştırılan birinci elden malzeme niteliğindeki
hatıralardan bir tahkiyeli metin kurgularken yer yer de eser icin bir zenginlik
olan şiirler de koymuş. Bu şiir kendi şiirleri ise de Şehit Şemşir Aliyev icin destan
şairimiz Niyazi Yıldırım Gencosmanoğlu’nun bir şiirini uyarlayarak şoyle seslenmiştir
onun şahsında butun şehitlerimize(s.115):
KARA ŞEMŞİR
Kara Şemşir kara uzum gozlu Şemşir oy oğul
Dedem Korkut Şahlaroğlu neslincedir soy oğul
Odlar yurdu Oğuz elin balası
Azerbaycan ebedi yurt kalası’dır ay oğul
Ata yurdum dedin baş koyduğun toprağa
Bu sendeki soydan gelen huy oğul
Duşlerimde gordum kanlı gomlek ustunde
Ol mubarek Peygamber’in dizindesin ay oğul
Vatan dedin namus dedin yurduna
Hem mavisin hem yeşilsin bayrağında ay oğul
Sana değen kurşunlarla  çık Peygamber katına
Ol mubarek avcu icre birer birer say oğul
Kem gozluler hor bakarmış vatana
Azerbaycan yok olmadan olmaz boyle şey oğul
Denilmiştir can sağ iken yurt vermeniz duşmana
Hacı dayın gibi bu sendeki huy oğul.
Kafkaslar’a, Altaylar’a and olsun
Karabağ’a, Hocalı’ya and olsun
Biz bu yoldan doner isek namus bize ar olsun
Vatanımsan Canımsan ay oğul.
Sonuc yerine “Duşun bir kere, Osmanlı İmparatorluğu ne oldu? Avusturya-
Macaristan İmparatorluğu ne oldu? Dunyayı urkuten Almanya’dan bugun ne
kaldı: Demek hicbir şey surekli değildir. Bugun olumsuz gibi gorunen nice guclerden,
ileride belki pek az şey kalacaktır. Devletler ve Milletler, bu idrakin icinde
olmalıdırlar. Bugun Sovyet Rusya, dostumuzdur, komşumuzdur, muttefikimizdir.
Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı
Osmanlı İmparatorluğu gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu gibi parcalanabilir.
Bugun elinde tuttuğu milletler, avuclarından kacabilirler. Dunya yeni
bir dengeye ulaşır. O zaman Turkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim, bu dostumuzun
idaresinde dili bir, inancı bir, oz kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip cıkmaya
hazır olmalıyız.
Hazır olmak, yalnız o gunu susup beklemek değildir, hazırlanmak lazımdır.
Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi koprulerini sağlam tutarak!
Dil, bir koprudur;
İnanc, bir koprudur;
Tarih, bir koprudur.
Bugun biz bu kitlelerden dil bakımından, gelenek, gorenek, tarih bakımından
ayrılmış, cok uzağa duşmuşuz. Bizim bulunduğumuz yer mi doğru, onlarınki mi?
Bunun hesabını yapmakta fayda yoktur. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz.
Bizim onlara yaklaşmamız gerekli… Koklerimize inmeli ve olayların bolduğu ta
rihimizin icinde butunleşmeliyiz. Tarih bağı kurmamız lazım, folklor bağı kurmamız
lazım… Bunları kim yapacak? Elbette biz! Nasıl yapacağız? İşte goruyorsunuz,
dil encumenleri, tarih encumenleri kuruluyor… Dilimizi, onun diline yaklaştırmaya
ve boylece birbirimizi daha kolay anlar hale gelmeye calışıyoruz… Tarihimizi
ona yaklaştırmaya calışıyoruz, ortak bir mazi yaratmak peşindeyiz. Bunlar
acıktan yapılmaz, adı konarak yapılmaz, bunlar devletlerin ve milletlerin derin
duşunceleridir.”
Ataturk’un bir onsezi, bir talimat olarak onumuze koyduğu Turk Dunyası ile
ilgilenme işi yıllarca askıya alınmıştı. Bu hedefleri bir turlu fiili duruma donuşturemedik
nedense. Dun bahanemiz S.S.C.B. emperyalizmiydi ve Cin emperyalizmiydi
tamam anladık; 1990 sonrasında S.S.C.B. dağıldı ve bugunun dunyasında
altı Turk bayrağı hur dalgalanıyor (Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey
Kıbrıs Turk Cumhuriyeti, Ozbekistan, Turkmenistan ve Turkiye). Gaspıralı İsmail
Bey’in 1900’lu yılların başında onumuze bir hedef olarak koyduğu “Dilde, fikirde,
işte birlik” ulkumuzu hala gercekleştiremedik ise bahane ne?
Benim katıldığım ve dahlimin olduğu milletlerarası her bilgi şoleninde Karabağ
meselesi gundeme gelmiş ve bununla ilgili mutlaka sonuc bildirisine yansıyan
bir karar alınmıştır:
1.Birinci Turk Dunyası Yazarlar Kurultayı’nın (23-25 Ekim1992 Ankara)Sonuc
Bildirisi’nin 12. Maddesinde “Turk Dunyasını ilgilendiren meselelerde (Karabağ,
Kıbrıs, Irak Turkleri, Kırım, Afganistan, Doğu Turkistan, Bosna-Hersek vb.) yazar
ve şairlerimiz ortak kamuoyu oluşturmalıdır” (Gurel,1992:148).
2.İkinci Turk Dunyası yazarlar Kurultayı’nın (8-10 Aralık1994 Ankara)Sonuc
Bildirisinin 12. Maddesinde: “Turk Dunyasında demokrasi hareketlerinin yerleşmesi
ve kokleşmesi icin yazarların birbirleriyle daha yakın temas icinde bulunarak,
Azerbaycan, Bosna Hersek, Cecenistan ve Keşmir’deki insanlık dışı saldırılar
karşısında ortak vicdanın sesinin duyululması, II. Turk Dunyası Yazarlar Kurultayı’nın
bu kararının dunyadaki ilgili butun mercilere duyurulması gorevinin İLESAM’a
verilmesi” (Gurel-Yuksel, 1998:549).
3.Turk Dunyası Yazıcılarının III. Kurultayının Beyannamesi’nin 10. Maddesinde
(6-7 Noyabr/Kasım 1996 Baku-Azerbaycan):”Turk Dunyası yazıcılarının
III. Kurultayı adından, gondarma ‘Dağlık Garabağ Respuplikası’nda beynelhalk
normlarına zıd olan ‘prezident seckileri’ kecirilmesi gatiyyetle pislenilsin”
4.Birinci Uluslararası Avrasya Turk Dunyası Cocuk Edebiyatı Yayıncılığı Sempozyumu
(14-23 Nisan 2014 Turk Dunyası Kultur Başkenti Eskişehir)Sonuc Bildirisinin
53. Maddesi: “Turk-İslam Dunyası başta olmak uzere butun dunyada insan
hakları ihlalleri konusunda Turk Dunyası cocuk edebiyatcılarının duyarlı olmasına
ve bu hususlarda Turk Dunyasında yaşananlarla ilgili (Karabağ, Balkanlar,
Doğu Turkistan, Kafkaslar, Kırım, Suriye, Irak, …)dunyanın dikkatini cekmek
hususunda birlikte hareket edilmesine.”(Gurel, 2014:52).
Turk Dunyasının yazarları, aldıkları bu uluslar arası kararlara rağmen; Ka
rabağ meselesi başta olmak uzere Turk Dunyasındaki yaşanan işgaller ve insan
hakları ihlalleri konusunda yeterince duyarlı olup bu konuları eserleri vasıtasıyla
hem kendi ulkelerimizin hem de dunyanın gundemine yeterince getirmemişlerdir
diyebiliriz. Bu konuda duyarlı şair ve yazarlarımızın yaptıkları calışmalara ornek
verecek olursak:
Azerbaycan’dan AMEA Nizami Gencevi Adına Edebiyat İnstitutu’ndan Prof.
Dr. Merziye Necefova, XVIII. Turk Tarih Kongresi’nde sunduğu “Turk Şiirinde
Hocalı Soykırımı ve Ermeni Vandalizmi” başlıklı bildirisinde bu konuda şu tespitlerde
bulunuyor:
“Cağdaş Azerbaycan şiirinde, eserlerinde duşman-Ermeni imgesi yaratmayan
bir şair bulmak zordur. Bahtiyar Vahabzade, Mahmad Araz, Nariman Hasanzade,
Zalimkhan Yagub, İlyas Tabdig, Cabr Novruz, Huseyin Kurdoğlu, Mehmed İsmail,
Mehmed Aslan, Famil Mehdi, Alamdar Guluzade ve diğer şairlerin eserlerinde
duşmen obrazı yaratılmıştır. Ermeni barbarcılığı, Ermeni vandalizmi, Ermeni
vahşeti, zihin gucundeki okuyucuya takdim edilmiştir. Şair Huseyin Kurtoğlu cok
farklı ve etkili bir yontem secerek duşmanın imajını yaratırken en etkili konulara
dikkat cekmiştir. Halil Rıza’nın şiiri daha katı, radikal boyalar tarafından tasvir
edilmiştir Duşman yaşlı adamı, kadını ve bebeğini gormezden geliyor. Tarihimizde
gorulmeyen vahşeti, zulumu esirlerimize karşı gosteriyorlar. İnsanlar ciddi incitilir,
cesedi keser bakar. Az yaşlı kız cocuklarının namusuna tecavuz ediliyor. Halil
Rıza Uluturk, halkına bu dehşeti, korkunc vahşetleri unutmamayı tavsiye edir.”
(Caferova, 2018:205).
Azerbaycan Turk Edebiyatında konunun ele alınışı uzerine yapılan bu değerlendirmeden
sonra Turkiye Turklerinin edebiyatında bu konuda ne var diye baktığımızda
karşımıza ilk cıkan eser Osman Gazi Kandemir’in Karanfil adlı romanı
oluyor. Kurgan Edebiyat yayınları arasında cıkan bu romanda; Turkiyeli bir Yuzbaşı,
Azerbaycan-Ermenistan savaşında Halk Cephesine ve bağımsızlığına yeni
kavuşmuş Azerbaycan ordusuna danışmanlık yapmak uzere Nahcivan yollarında.
Tıpkı 1918 yılında Baku’ye yardıma giden Kafkas İslam Ordusu’nun komutanı
Nuri Paşa gibi. Ama onun gibi subayları ve birlikleriyle değil, yalnız başına…
Romanda savaşın karanlık yuzunun yanı sıra o savaşta alevlenen bir aşk hikayesi
de tahkiyeyi merak unsuru acısından zenginleştiriyor. Tarih meraklıları icin de bir
hayli bilgi yuklu bir roman…
Turkiye’de olduğu kadar Avrupa’da ve Turk Dunyasında da tanınan cağdaş
ozanlarımızdan Ozan Arif Şirin’in (Giresun1949-Samsun 2019), Karabağ’ın
1992’de Ermeniler tarafından işgali sırasında yazdığı “Ya Karabağ Ya Olum”
şiirini nasıl unuturuz:
Dunya duysun bu sesi, bu ses şarkın sesidir
Peygamberin ovduğu, necip ırkın sesidir
Bu ses Azarbayca’nın, bu ses Turk’un sesidir
Bu Ermeni tak etti, canımıza tak artık!
Ya Karabağ ya olum! Başka yolu yok artık!
Karabağ’da kan var kan, ağlıyor Azarbaycan
Karabağ’da karalar, bağlıyor Azarbeycan
Kanlar karı eritti, cağlıyor Azarbeycan
Vahşet bu, vahşet dunya, don başını bak artık!
Ya Karabağ ya olum! Başka yolu yok artık!
Dunya, goz yumamazsın bu insanlık sucuna
Gozunu kan burumuş, bak Ermeni picine
Benim diyor girmiş de hududumun icine
Ya bu işe bir dur de ya aradan cık artık!
Ya Karabağ ya olum! Başka yolu yok artık!
İşte dunya anlasın Karabağ Turk, bitmişdir!
AGİT de kararında bunu tasdiq etmişdir
Ermeni vatanımı resmen gaspa gitmişdir
Kainatın onunde benim alnım ak artık!
Ya Karabağ ya olum! Başka yolu yok artık!
Azerbaycan bir gozdur, Karabağda bebeyi
Yani Azerbaycan’ın tam ortası,gobeyi
Gozumemi goz dikti bu Ermeni kopeyi?
Bu kopek senin dunya! Kapımızdan cek artık!
Ya Karabağ ya olum! Başka yolu yok artık!
Ben zaten Ermeni’yi hallerinden tanırım
Bin dokuz yuz on sekiz yıllarından tanırım
Kanıma batırdığı ellerinden tanırım
Şart oldu o elleri kokunden kırmak artık!
Ya Karabağ ya olum! Başka yolu yok artık!
Plan şu: Karabağ’a once ozerk denecek
Parlamento oylama, kahbelikler donecek
Peşinden de Ermeni Karabağ’a konacak
Ondan sonra Ermeni kok salacak. Sok artık!
Ya Karabağ ya olum! Başka yolu yok artık!
Dunyayı kandırıyor Ermeni lobbileri
Amerika ve Moskov en buyuk abileri
Lejyonerler yığıyor Fransa gibileri
Ankara da bu kadar olamaz ... artık!
Ya Karabağ ya olum! Başka yolu yok artık!
Karabağ’da kap-kara bir destan yazılırken
Savulmasız insanlar kurşuna dizilirken
Bebeklerin başları taşlarla ezilirken
Kimse bana diyemez dişlerini sık artık!
Ya Karabağ ya olum! Başka yolu yok artık!
Genc, ihtiyar, kadın, kız, demeden kıyılmakda
Kolları kesilmekde, gozleri oyulmakda,
Dalqa-dalqa semaya feryadlar yayılmakda
Bir şehidin mezarı bir taneden cok artık!
Ya Karabağ ya olum! Başka yolu yok artık!
Televizyon veriyor, verince bakılıyor
O mubarek mescidler, camiler yıkılıyor
Sofrada boğazıma lokmalar takılıyor
Gardaşlarım olurken bana hayat yuk artık!
Ya Karabağ ya olum! Başka yolu yok artık!
Nerdesin ehli İslam? Ey Muhammet ummeti!
Sende mi gormuyorsun bu zulmu, bu vahşeti?
İşte gun vahdet gunu, Gercekleştir vahdeti!
Allahu Ekber deyib, tek yumruk ol tek artık!
Ya Karabağ ya olum! Başka yolu yok artık!
Musluman Turk her zaman vahdetin istekcisi
Ama şimdi mazlum Turk cok olur kostekcisi
Malesef İran bile Ermeni destekcisi
İslami istismara benim karnım tok artık
Ya Karabağ ya olum! Başka yolu yok artık!
Turk’un dostu Allah’tır İslam’a inanmıştır
İslam’da Hubbul Vatan, Minel İman denmiştir
Yani vatan aşkını İmanla bir anmıştır
21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum / Education And Society In The 21st Century
Cilt / Volume 9, Sayı/Issue 27 , Kış / Winter 2020 988
Demedi deme dunya bana cihat hak artık!
Ya Karabağ ya olum! Başka yolu yok artık!
Konuş, konuş dunya, konuş sesin duyulsun, sesin
Bir ateşkes tutturdun nerede ateşkesin?
Bundan sonra o ateş isterse kesilmesin
Ateşkesi munasip yerlerine sok artık!
Ya Karabağ ya olum! Başka yolu yok artık!
Ermeni vampir gibi kanımızı icecek
Sonra bir ateşkesle acımız mı gececek?
Bu ruzgarı ekenler fırtınayı bicecek
Ozan Arif Diyor Ki Yaydan Cıktı Ok Artık!
Ya Karabağ Ya Olum! Başka Yolu Yok Artık!
DUNYA-DER Dunya Yazarlar ve Aydınlar Derneğini birlikte kurduğumuz Osman
Baş ise, Har-ı Bulbul adlı kitabında yer alan “Har-ı Bulbul” başlıklı şiirinde;
sadece, Ermeni işgalindeki Karabağ kenti Şuşa’da Cıdır Ovasında yetişen Har-ı
Bulbul ciceğine seslenirken bir zaferi mujdelemektedir adeta:
“Bahar otesi yaz, yaz otesi Hazar;
Hazar’ın yureğinde har-ı bulbul.
Hazar’da dalga dalga bahar;
Arı dalda, dalda bulbul har-ı bulbul
Fırtınalar esintiye donende,
Damlalar isyan edecek ciseye.
Haydi uyan! Şafakta duğun olsun,
Mehmetcik hazırlık yapıyor sefere,
Dik dur vatan toprağında, alnın acık olsun.
Şimdi bahardayım, yolum Şuşa’ya
Cıdır duzunde bulbul olacağım,
Har-ı bulbule konacağım once,
Duşmana şimşek olup cakacak
Dostun hasretine son vereceğim.(Baş,2012:96)
Dr. Öğr. Üyesi Zeki GÜREL
21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum / Education And Society In The 21st Century
Cilt / Volume 9, Sayı/Issue 27 , Kış / Winter 2020 989
Gün Ağarırken Karabağ
Bu şiirin, Azerbaycan devlet sanatcısı Azerin tarafından bestelenip seslendirildiğini
de belirtmeliyiz.
Yusuf Dursun’un ()15/18 Haziran 2014 tarihleri arasında Azerbaycan’a yaptığı
ziyaret sonrasında İstanbul’da 28 Haziran 2014 tarihinde yazıldığı “Yureğimi
Azatlık’ta Bıraktım” başlıklı şiirden hareketle şunu ozellikle belirtmekte fayda
vardır: Turk Dunyasının yazar ve şairlerinin bir şekilde Turk Dunyasını gezip
gormeleri sağlanmalıdır ve onlardan da Turk Dunyasına ait intibalarını yazmaları
istenmelidir. Her sene olmasa bile birkac sene arayla da bu yazı ve şiirler Turk
Dunyası Dile Gelse adıyla kitaplaştırılıp Turk Dunyasının yeni yetişen nesillerine
Turkcenin ve Turkluğun hediyesi olarak sunulsa derim…
Yüreğimi Azatlık’ta Bıraktım
İstanbul’danhavalananyureğim,
Azerbaycandiyarınasuzuldu.
Hakyol uzre kabul olan dileğim,
Bayrağımın yıldızına yazıldı.
Baku toprağına ayak basanda,
Ay yıldız altında ozume dondum.
“Gardaşım” sozunu duyduğum anda,
Vuslatın aşkıyla kor gibi yandım.
Azerbaycan, istiklali kutlarken
Oz kardeşler birbirine karıştı.
Turkuler, şiirler ve marşlar derken
Kadim dostlar guzellikte yarıştı.
Kanım dondu Azatlık’ı gezerken
Sandım 20 Ocak bende canlandı.
Şehitlerim gokyuzunde yuzerken
Al bayrak altında ruhum dinlendi.
Bir mavi carşaftı Hazar Denizi,
Apardı ruhumu şehit katına.
Yuce Rabbim, mahzun etme sen bizi;
Erelim cumlemiz gul beratına.
Gence’de bir akşam soz dile geldi,
Şiir bulbulleri bir bir şakıdı.
Ozanlar elinde saz dile geldi,
Gonul atlasına kilim dokudu.
Bir yiğit tanıdım, adı: Huseyin.
Namaz kılmam icin seccade verdi.
Dilleri bulbuldu, kalbi guvercin;
Say ki yureğini kalbime serdi.
21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum / Education And Society In The 21st Century
Cilt / Volume 9, Sayı/Issue 27 , Kış / Winter 2020 990
Dr. Öğr. Üyesi Zeki GÜREL
Tohuz’da bir sabah bulbul dinledim,
“Karabağ esirken susmam!” diyordu.
Her nefeste ta yurekten inledim,
“Olmeden figanı kesmem!” diyordu.
Kışlada gururla halaya durdum,
Azerbaycan askeriyle kol kola.
Cifte bayrakların altında girdim,
Milletime ışık veren bu yola.
İstanbul’a doğru yelken acarken
Baku semasına son defa baktım.
Oz kardeşim icin candan gecerken
Yureğimi Azatlık’ta bıraktım. (Dursun,2017:118-121)
Yavuz Bulent Bakiler, Azerbaycan’dan Turkiye’ye hicret ederek Sivas’a yerleşen
bir ailenin evladıdır. Onun Turk Dunyasını kucaklayan bazı şiirlerinde Karabağ
ozleminin one cıktığını goruruz. İşte o şiirlerinden biri de “Karabağ Hasreti” başlığını
taşımaktadır:
Karabağ Hasreti
-ıŞimdi
uzaklarda kalan bir şehir vardır
Camileri yıkılmış, minareleri yarım
Bu şehrin cilesini ben cekerim yıllardır
Hasretimi ben duyarım.
Şimdi uzaklarda kalan bir şehir vardır
Ki sızlatır yureğimi yıllardan beri
Vatan olmasına vatan Anadolucasına
Ama vatan haritamda yok yeri.
Guzelim turkuleri turkulerimiz gibidir
Ve kalpaklı, bindallı oyunlarını balam
Bilenlerimiz bilir.
Bir gun bir selam gitse Anadolumdan
O şehirden sımsıcak bin selam gelir.
-2-
Balam balam diyerek, okşardı beni anam
Anam’ın dizlerinde ben Hazar’ı yaşadım
Hazar’ın diliyle benim dilim bir
Hazar, şimdi yere inmiş bulutlar mahşeridir.
21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum / Education And Society In The 21st Century
Cilt / Volume 9, Sayı/Issue 27 , Kış / Winter 2020 991
Gün Ağarırken Karabağ
Ve Karabağ cekik gozlu bir Turkmen kızı gibi
Hazar’ın yakınında mahzun guzelliğiyle
Dedem Hacı Murat’ın destan şehridir.
Cağrılsam yollarına duşebilirim.
Toprağına bayraklarla girebilirim
Karasevdalılar gibi hasretim Karabağ’a
Uğruna olebilirim.
Bir gun biterse her şey Karabağ’ı gormeden
İstemem bandolar, buyuk celenkler…
Allah’ım ruhuma biraz sukun var.
Ustume okunmuş birkac avuc mubarek
Karabağ toprağından serpilse yeter.(Bakiler,2005:207-208)
Cağdaş Turkiye Turk Edebiyatında Turk Dunyasının meselelerini one cıkartan,
ozlem yuklu edebiyat eserlerinin tamamı elbette ki bu orneklerle sınırlı değildir.
Ziya Şahin de bu kervana Gun Ağarırken Karabağ adlı eseriyle katılmış ve
katkı sunmuştur. Yazarımızı bu eseri ve duyarlılığından oturu diğer edebiyatcılarımızla
birlikte kutluyoruz.
Konuyla ilgili son cumlelerimiz de bir şairimizin dilinden bir cağrı olsun:
Ayağa kalkmalı dimdik ayağa,
Boluk boluk, birlik birlik ayağa…
Burada can verirse cınarın oğlu
Acmak icin bir oor zambak Bosna’da,
Tutmek icin bir karanfil Baku’de,
Ucmak icin Kafkaslar’da bir kartal,
Acmak icin Filistin’de bir gonca
Baharda umid nerden bulurdu
Ayağa kalkmalı dimdik ayağa,
Boluk boluk, birlik birlik ayağa…
Ya hur gir, ya kalma şu gelen cağa
Belki bu son seferberlik ayağa!
Yalnız olum yıkabilsin toprağa
Ayağa kalkmalı dimdik ayağa.(Gurel,1997:97)
21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum / Education And Society In The 21st Century
Cilt / Volume 9, Sayı/Issue 27 , Kış / Winter 2020 992
Dr. Öğr. Üyesi Zeki GÜREL
“Parcalanıp bolunmeyin”(Al-i İmran 3/103), “Allah’a ve Resul’une itatat edin
ve birbirinizle cekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gucunuz, devletiniz elden gider.
Sabırlı olun. Cunku Allah sabredenlerle beraberdir.”(Enfal 8/46).
Karıncadan, ibret al karıncadan!..
Kudreti yok; zarif, narin, inceden
Kendi kuvvetin yuzlerce katın,
Kaldırıyor, goturuyor yenceden
Beraberlik gun doğurur geceden.”(Gurel,2008:77)
Evet! Teker teker bir nefeste sonen bir cerağız biz. Birleşende obek, gecit vermez
dağız biz.
Gun Ağarırken Karabağ adlı eseriyle Ziya Şahin bize bir daha hatırlattı ki “tarihini
unutanlar, onu tekrar yaşamak zorunda kalır.” İki devlet bir millet olmanın
sonucunu Karabağ’da hep birlikte gorduk ve yaşadık. Kardeş Azerbaycan’ın Karabağ
Zaferini bu kitap vesilesiyle bir daha kutluyoruz…
21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum / Education And Society In The 21st Century
Cilt / Volume 9, Sayı/Issue 27 , Kış / Winter 2020 993
Gün Ağarırken Karabağ
Kaynakça:
Altuntaş, Halil-Şahin, Muzaffer (2007). Kur’an-ı Kerim Meali, 14. Baskı, Ankara:
Turkiye Diyanet İşleri Başkanlığı Yayını.
Aziz, Boraz (2014). Rus-Ermeni Birliklerinin Turk Soykırımı Hocalı Soykırımı,
Ceviren: Prof. Dr.Sabahattin Şimşir, İstanbul, IQ Kultur Sanat Yayıncılık.
Bakiler, Yavuz Bulent (2005). Harman-Butun Şiirleri-, 9. Baskı, İstanbul: Size
Dergisi Yayınları.
Baş, Osman (2012).Har-ı Bulbul, Ankara: Akcağ yayınları.
Caferova, Merziye (2018).”Turk Şiirinde Hocalı Soykırımı ve Ermeni Vandalizmi”,
XVII. Turk Tarih Kongresi 1-5 Ekim 2018 Ankara Bildiri Ozetleri, Ankara:
Turk Tarih Kurumu Yayını.
Dursun, Yusuf (2017).Once Vatan Canımız Vatana Kurbandır Bizim Milli Şiirler,
2. Baskı, İstanbul: Nar Yayınları.
Gurel, Zeki –Yuksel, Hasan Avni(1998).II. Turk Dunyası Yazarlar Kurultayı
8-10 Aralık 1994 Ankara-Turkiye Bildiriler, Ankara: İLESAM Turkiye İlim ve Edebiyat
Eseri Sahipleri Meslek Birliği Yayını.
Gurel, Zeki (1992).I.Turk Dunyası Yazarlar Kurultayı 23-25 Ekim 1992 Turkiye
Bildiriler ve Tartışmalar, Ankara: İLESAM Turkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri
Meslek Birliği Yayını.
Gurel, Zeki (2014).”I. Uluslar arası Avrasya Turk Dunyası Cocuk Edebiyatı
Sempozyumu’nun Ardından”, Turk Yurdu Dergisi, Ankara: Turk Ocakları Yayını,
Yıl: 103, Sayı:322, s.48-52.
Gurel, Zeki (2019).”Pınarbaşılı Şair-Yazar Aşık Ziya Şahin”, İKSAD Uluslar arası
Erciyes Bilimsel Araştırmalar Kongresi 26-28 Nisan 2019 Kayseri-Turkiye Bildiriler,
Editorler: Prof. Dr. Mustafa Talas-Ogr. Ali Soylemez, (www.erciyeskongresi.
org)
Gurel, Nazlı Rana (1997).Baharname, Kastamonu: Hacegan Yayınları.
Gurel, Nazlı Rana (2008). Dağları Tutukladılar, Ankara: Berikan Yayınları.
Kandemir, Osman Gazi (2013). Karanfil, Ankara: Kurgan Edebiyat Yayınları.
Şahin, Ziya (2020). Gun Ağarırken Karabağ Tarihini Unutanlar, Onu Tekrar
Yaşamak Zorunda Kalır, İstanbul, 232 s, Kariyer Yayıncılık İletişim, Eğitim Hizmetleri
Ltd. Şti. yayını.
Şahin, Ziya (2013). Gun Ağarırken Karabağ, İstanbul: Kariyer Yayıncılık.
“Turk Dunyası Yazıcılarının III. Kurultayının Beyannamesi” (1996). Halk Gazeti,
Baku: 9 Noyabr, 218(22360), s.2.
https://siir.alternatifim.com/sair/ozan-arif/ya-karabag-ya-olum (Erişim:
13.12.2020,saat:21:51)
21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum / Education And Society In The 21st Century
Cilt / Volume 9, Sayı/Issue 27 , Kış / Winter 2020 994
 

 


Karabağ
Haberler