"Ermeniler gözümüzün önünde 12-13 yaşla­rındaki kızlara tecavüz ediyorlardı" - Dr. Aygün Hasanoğlu

"Ermeniler gözümüzün önünde 12-13 yaşla­rındaki kızlara tecavüz ediyorlardı" - Dr. Aygün Hasanoğlu
08:58 03.03.2020 | 1500 kere okundu | Karabağ

Aygün Hasanoğlu


Azerbaycan topraklarının işgali zamanı sivil nüfusa karşı acimasızca davranmış ermeniler hakkında çoksayılı bilgiler vardır. Bu bilgiler arasında Ermeniler tarafından esir alınmış Sekine Halilova’nın söyledikleri akılalmazdır. 

"1988 yılı Mayıs ayında Dağlık Karabağ’daki Hanabat köyünde yaşıyordum. Çarşıya giderken Ermenilerin tehditleriyle karşılaştım. Emeklilik belgemi almak için köy kolhoz idaresine gittim. Kol­hozun bahçesine girerken  Ermenilerin  23, 20, 15 yaşlarındaki üç Azərbaycanlı kız kardeşi soyun­durduklarını gördüm. Ermeniler kızların çıplak bedenelerine bakarak dalga geçiyor, onları aşağılıyor, bedenlerine dokunuyorlardı. Kızları çevreleyerek onları aşağılayanlar Kılıçabat köyünden olan muhasebeci Kolya, zooteknik Gurgen Mangasaryan, eli tüfekli daha 5-6 Ermeniydi.  Oradan acil evime döndüm ve evimın alevlere sarıldığını gördüm. Zooteknik Gurgen Man­ga­saryan, çiftlik mü­dürü Agas, kom­­şularım Davit, Sey­ran Ba­bayan, Ego Ga­go­yan, komşu ka­dın Siranuş Sarkis­yanla beraber, benim 3 küçük çocuğum: 11 yaşındaki Araz, 17 yaşındaki kızım Arzu ve 13 yaşındaki kızım Gönül’ü  evimle beraber yaktılar. Bir tek yüzü ve elleri yanmış Gönül’ü kurtarabildim. İki çocuğum evimde yanalarak kül oldular. O gün Hanabat köyünü terkettim.”

Ermeni esirliğinde tutulmuş Araz Hüseyin oğlu Ömerov’un anlattıkları:

“1993, Nisan’­da esir alındım. Beni Akdere ilçesinin Dranbon kö­yünde oku­lun bod­rumuna attılar. 15 gün sonra Ermenistanın Sisyan ilçesine götür­dü­ler. Sis­yanda bize en çok işkence yapan Bakü’den gitmiş, ‘As­ker’ ta­kma adlı ortaboylu 32 yaşındaki Armen Gregoryan’dı. En aşa­­ğı­layıcı, iğrenç işkencelere baş vuruyor, esirleri birbiriyle cinsel ilişkilere girmeye zorlu­yor­du.”

Esirlikten geri alınmış Zabil Kamuran oğlu Seferov anlatıyor: ‘Dranbon kö­yünde tutulduğumda Azerbaycanlı esirleri birbiriyle ilişkiye zor­luyorlardı. Bu işkenceler Akdere ilçesi üzere Ermeni taburu ko­mu­tan yardımcısı Aşotun önderliği ile yapılıyordu. Aşot bu iğrenç sah­neye bakarak eyleniyordu. Sonra beni Hankenti’ye sevk ettiler. Buradaki Çocuk Evinde gözümüzün önünde 12-13 yaşla­rındaki kızlara tecavüz ediyorlardı. Küçük yaşlı kız çocu­ğu­nun ırzına geç­tik­leri için annesi iple kendini boğarak intihar etti.”

Geçmiş esir Nadir Sermest oğlu Mahmutov söylüyor: “Hankenti Ço­cuk hastanesinde esir tutulduğum zaman Albert isimli Ermeni bir rehi­ne kızı  sık sık gece 2’de ne­reyese gö­türüyordu. Büyük Jirik, Küçük Jirik, Andra­nik, Bü­yük Ge­na ve Küçük Gena isimli Ermeni polisleri Gu­badlı böl­gesinden bir an­neyle kızını devamlı aşağılıyor, haysiyetlerine dokunuyor, defalarca tecavüz edi­yorlardı.”

Alizade Baba oğlu Babayev: “1991 senesi 17 Kasım’da iki kişiyle beraber, Askeran ilçesinin Dehraz köyünde Ermenilerce rehine alın­dım. Askeran’a Ahşap fabrika­sında tutularke bize acımasızca işkenceler yaptılar, kolumu kır­dılar. Orada tutulan Azerbaycanlı rehine kızlara Ermeni askerler iş­ken­ce ya­pıyor, damarlarına pet­rol doldurul­muş iğ­ne yapı­yor­lar, kol­la­rını kırıyorlardı. Kol­hozeşen köyünden olan Sos isim­li sakallı Er­me­­ni yüce boylu bir Ermeni esir erkek­leri birbirleriyle ilişkiye zorluyordu. Sos hatta akıl hastası bir gence ‘Kız­kar­­de­şinle ilişkiye gir­mez­sen, kızkardeşini Ermeni askerlerine ve­rece­ğim’ diyerek bacı­sının ır­zı­na geçmeye zorlamış ve terbiyesizce seyr ederek eğlenmişti.”

Şahin Arif oğlu Hasanov 12 yaşındayken rehine alınmıştır. Hadrut ilçesinde tutulurken Lyova, Jora ve Borya isimli Er­me­niler Şahin’in sol elinin 4 parmağını buğday serpen makinenin de­mir çem­berine sokmuş ve parmaklarını kırmışlar. Çocuğun gözleri önünde bir rehine kızı soyundurarak zorla çıplak şe­kilde dansettir­miş, sonra kıza tecavüz etmişler. Kız yabayı karnına soka­rak intihar etmiştir.

İlgar Malik oğlu Rüstemof Şuşa sanator­yumu yakınlarındaki askeri üste tutulmuştur. Burada esirlere aşağıla­yıcı işkenceler yapıldığını İlgar şöyle hatırlıyor: “Esir­leri soyun­maya zorluyor, cinsel organlarını ayakları ile basarak eziyorlardı. Şuşa hapis­ha­­nelerinde de esirleri cinsel ilişki kurmaya zorlu­yorlardı. Yapma­yan­ları vahşice dövüyor, onları şampanya şişele­rinin üstünde otur­tu­yor­lardı.”

 Esir ve rehinelikten kurtulmuş insanlar esirlere tecavüz eden Küçük Jirik isimli Ermeni gardıyanının rehine kadınlara, genç esir ve rehine erkek­lere yap­tı­ğı, hatta yazmak bile imkan­sız olan ahlak­sızlığını, terbiyesizliğini yansıtan anıları dinledikce,  “Bu na­sıl bir terbiye almış, nasıl bir insan, nasıl bir kardeş, nasıl bir baba olur? Acaba, annesi, eşi, çocukları bu olayları bilirlerse, ne yapar­lar, ne söylerler?!”- diye düşünüyorsun. Esir ve rehin kadın­ların, er­kek­le­rin her türlü onuruna dokunmakla kendi ihtiraslarını iğrenç ha­­­reketlerle söndü­ren, erkeklere bile tecavüz eden Küçük Jirik şim­­­­di Rusya’da yaşamaktadır.

Ağarezi Ağakerim oğlu Hadıyev, Aydın Aziz oğlu Muhar­re­mov, Elçin Nuret’tin oğlu Sadıgov, Gülcamal Guliyeva Binnet kızı esir ve rehinelerin değiştirilmesinde görevli olmuş Albert Vos­kan­yan’ın rehine kadınları iş yaptırmak adıyla defa­larca evine gö­türerek onlara tecavüz ettiğini söylüyorlar.  1995-1996’cı yıllarda esir tutulmuş Sahip Garip oğlu Bağırov anlatıyor ki, Albert Voskanyan Ermenistan İstih­­barat Ba­kan­lığının binasında onu gözetmen­lere dövdürmüş, bu olayı seyr­ederek zevk alıyormuş. Sahibi dövmüş bodruma sokarak üstüne klorlu su dökmüşler. Bütün işkenceler, A.Vos­kan­yan’ın gözleri önünde yapılıyormuş. 1994-1996’larda esir tutulmuş Elde­niz Paşa oğlu İbrahimov Voskanyanın Şuşa hapishanesinde tutul­makta olan rehine kıza te­cavüz ettiğine tanık olmuştur. A.Vos­kanyan ora­da tutulan kadın­ların çoğuyla böyle davranmıştır. 1993-1996 yıllarında esirlikte tutulmuş Ağa­rezi Ağakerim oğlu Hadıyev A.Voskan­yanın 3 rehine kadına te­cavüz ettiğine tanık olmuştur. 1993-1994 yıllarında rehine olmuş Gül­­cemal Binnet kızı Kuli­yeva A.Vos­kan­yanın bir rehine kızı babasının me­zarını göstereceği adıyla gö­türe­rek te­cavüz etti­ğinı bildirmiştir. “Vos­kan­yan kadınları bulaşıkları yıkamak bahane­siy­le gece­ler götürü­yormuş. Sabahleyin ge­ri getiril­diğinde bir şey söyleme­seler de anlaşılı­yordu ki, Albert Vos­kan­yan onlara ne­ler yapmış” di­yen G.Kuli­yeva: “Gitmek iste­me­yen kadın­ların ka­fasına silah tu­tarak onları ölümle tehdit edi­yor­du”- diye uluslararası teşkilat­larda kendisini esir ve rehineleri sa­vunan birisi gibi tanıtan Albert Vos­kan­yanın iç yüzünü açmıştır.

Yukarıda bahsedilen kızların hepsinin kimliği bilinmektedir, fakat belli sebeplerden isimlerini açıklamıyoruz.


Karabağ
Haberler