Yakın Komşu, Uzak Dost: Azerbaycan - İran İlişkileri - Ramin SADIGOV

Yakın Komşu, Uzak Dost: Azerbaycan - İran İlişkileri - Ramin SADIGOV
17:24 07.01.2020 | 1195 kere okundu | Yazarlar

Çarlık Rusyası Güney Kafkasya’ya ininceye kadar bölge Osmanlı ile Safevi Hanedanlığının rekabet ettiği alan idi. 19. Yüzyılın başlarında Rusya’nın önce Gürcistan’a ardından Aras Nehri’nin kuzeyindeki Azerbaycan topraklarına sahip olmaya başlaması, Osmanlı etkinliğinin azalmasına ve bu bağlamda Rusya ile Kaçar Hanedanlığı arasında bölge uğrunda çatışmaların şiddetlenmesine neden oldu.

Sonuçta 1828 yılında Rusya ile Kaçar Hanedanlığı arasında bağlanan Türkmençay Antlaşmasıyla Aras Nehri sınır olmakla Azerbaycan ikiye bölündü.

Uzun süren Çarlık döneminin ardından Rusya’da yaşanan devrimlerin ardından Aras’ın kuzeyinde 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Cumhuriyeti ilan edildi. Osmanlı Devleti Azerbaycan’ı derhal tanıdı. Azerbaycan Kaçar Hanedanlığının İstanbul’daki konsolosluğuna bağımsız Azerbaycan’ın ilan edildiğine dair beyannameyi takdim etse bile konsolosluk Azerbaycan adlı bir devleti tanımadığını açıkladı. Hatta devletin isminin Azerbaycan diye adlandırılmasına da itirazını bildirerek diplomatik temaslarda Kafkas Azerbaycan'ı tabirinin kullanılmasını tavsiye etti. Fakat Cumhuriyet hükumeti bu tavsiyeyi uygun bulmadı.

1919 yılının ilkbaharında Azerbaycan temsilcileri Paris’te, Versay Dünya Barış Konferansı’na katıldılar. Fakat hem Ermenistan, hem de Kaçar Hanedanlığı adına konferansa katılan delegeler Azerbaycan Cumhuriyeti’ne karşı “arazi iddiaları”nda bulundular. Gergin müzakereler ve tartışmalar yaşandı. Azerbaycan temsilcileri iddiaları def etmeği başardı.

1919’un sonbaharında Azerbaycan Cumhuriyeti ile Kaçar Hanedanlığı arasında işbirliği çalışmaları başladı. Taraflar arasında siyasi ve iktisadi anlaşmalar imzalandı. Fakat Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ömrü kısa oldu. 28 Nisan 1920’de Bakü Bolşevik ordularınca işgal edildi ve Azerbaycan Cumhuriyeti feshedildi.

Azerbaycan ikinci kez bağımsızlığını kazanınca İran İslam Cumhuriyeti 25 Aralık 1991’de resmen Azerbaycan’ı tanıdı. O sırada Karabağ Sorunu yüzünden Ermenistan ile yaşanan gerginlik İran-Azerbaycan ilişkileri açısından da önem arzetti. Şubat 1992’de İran’ın Ermenistan ile diplomatik ilişkiler kurması ve Ermenistan’a bir dizi yardımlarda bulunması Azerbaycan toplumunda tepkiyle karşılandı. Azerbaycan Halk Cephesi Partisi’nin “Bütün Azerbaycan” söylemi ile İran terkibindeki Azerbaycan Türklerinin hakkını sorgulaması bu süreçte İranı kızdırmaya başladı. Hatta cumhurbaşkanı Ayaz Mutallibov’un Şubat 1992-deki Tahran ziyareti sırasında bir Azerbaycanlı bakanın “Bütün Azerbaycan” düşüncesinin hayal oldugunu açıklaması bile İranı tatmin etmedi.

8 Mayıs 1992’de İranın daveti ile Tahranda Azerbaycan cumhurbaşkanlığı görevini geçici yürütmekte olan Yakub Memmedov, Ermenistan cumhurbaşkanı Levon Ter Petrosyan ve İran cumhurbaşkanı Haşimi Refsencani, Azerbaycan-Ermenistan sınırı boyunca ve genel olarak Karabağda çatışmaların durdurulmasına ilişkin bir karara vardılar. Ancak Azerbaycan cumhurbaşkanlığı görevini geçici yürütmekte olan Yakup Memmedov daha Baküye varmadan Şuşa ermenilerce işgal edildi. Kuşkusuz İranın arabuluculuk yapma girişimi ile, ortaya çıkan bu sonuç bir birinin zıttıydı ve dolayısıyla Azerbaycan kamuoyunda İran’a olan güvensizliği iyice artırdı.

Ebülfez Elçibey’in cumhurbaşkanlığı sırasında gerek “Bütün Azerbaycan” söylemi gerekse de Azerbaycan’ın Türkiye ile yakın bir politika izlemesi İran ile Azerbaycan ilişkilerinde “donma süreci” ortaya çıkardı. Haydar Aliyevin Azerbaycan cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Batı ile başlayan yakınlaşma İran’ın hoşuna gitmedi. Hatta 1994’te Azerbaycan’ın batılı devletlerle Asrın Anlaşması’nı imzalaması İran’ı yine kızdırdı. Nisan 1995’te İran anlaşmayı tanımayacağını açıkladı. 12 Mayıs 1996’da Haydar Aliyev’in İran’a yaptığı ziyaret bile İran’ın Azerbaycan’la ilgili tutumunu değiştirmedi. Azerbaycan’ın Batı ve Türkiye yönlü politika izlemesi üzerine İran, Ermenistan ve Rusya ile ittifak yapmaya ağırlık verdi. Bu ittifakın Azerbaycan’ı kızdıran tarafı ise 1997’de Rusya’nın Ermenistan’a gönderdiği 1 milyar dolarlık silahın İran arazisinden geçerek Ermenistan’a ulaşması oldu. Diğer yandan Azerbaycan’ı baskı altında tutmaya çalışan İran zaman zaman Hazar denizinde petrol ve gaz arama calişmaları yapan Azerbaycan’a ait gemileri taciz etti, hatta bununla yetinmeyip askeri uçakları ile birkaç kez Azerbaycan hava sahasını ihlal ederek gözdağı vermeye çalıştı. Türkiye’nin araya girmesi, Azerbaycan’dan yana tavır koyması ve Bakü semalarında Türk yıldızlarının gösterileri İran’ı daha fazla ileri gitmekten alıkoydu.

Azerbaycan’ın bağımsızlık kazanmasından sonra İran’ın Azerbaycan’a yönelik siyasetinin bir parçası da mezhep üzerinden bu ülkeye rejim ihraç etmek istemesi oldu. Fakat tüm dinlere ve mezheplere eşit mesafede durarak dünyevi devlet modelini benimsemiş Azerbaycan, bu süreçte İran’ın aşırılık yanlısı dindar gruplar ile casusluk şebekeleri aracılığıyla ülkenin bağımsızlığına karşı tehditlerini savuşturdu. Nitekim 2012’de “Sepah” ve “Hizbullah” örgütünün üyelerinin gözaltına alınması ve 2015’te Nardaran olayları İran’ın Azerbaycan’a uzanan “ellerine” geçit verilmek istenmediğini ortaya koydu.

Tabii İran’ın Ermenistan ile yakın ilişkileri daha da geliştirerek Azerbaycan üzerinde baskı oluşturması, doğal olarak Azerbaycan’ı da kendi topraklarını işgalden kurtarmak için yeni arayışlar içine soktu. Böyle bir ortamda Azerbaycan’ın İsrail ile askeri ilişkileri gelişti. Nitekim 2012 yılının Mart ayında Azerbaycan’ın İsrailden 1.6 milyar dolarlık silah satın almasına İran tepki gösterdi. Halbuki Azerbaycan işbirliğinin İran aleyhinde değil, toprakların azat edilmesi nedeniyle vücuda geldiğini defalarca beyan etti.

İran-Azerbaycan ilişkileri tarihi süreç içinde bu şekilde devam etti. 1993 yılından bu yana İran zaman zaman Azerbaycan’ı içeriden etkilecek politikalar ürettiyse de Azerbaycan, Aras’ın güneyindeki Azerbaycan Türkleri üzerinden komşu ülke aleyhinde hiçbir girişimde bulunmayarak denge politikası yürüttüğünü açıkça gösterdi. Lakin İran’ın yine durmadı, Azerbaycan’ın İsrail ile olan yakın ilişkisinden dolayı Azerbaycan’a yüklendi, Azerbaycan halkının tepkisini çekecek kadar Ermenistan ile ilişkileri geliştirdi, Ermeni politikacıların İran’da adeta gövde gösterisi yapmalarına fırsat verdi.

Günümüzde İran’ın Azerbaycan ile ilişkilerine baktığımızda şunları açıkça söylemek mümkündür: Azerbaycan’la yakın komşu olsa da İran, izlediği politikayla “uzak” dost gibi davranmaya devam etmektedir. Görünürde Azerbaycan’ın gelişmesinden yana tavır sergilemesine rağmen Azerbaycan’daki milli idrakten rahatsız olmaktadır. O yüzden tarihi süreç içerisinde Azerbaycan’da milli idrakin gelişmesini hiç arzu etmemiştir. Çünkü Aras’ın kuzeyindeki gelişimin, güneyindeki Azerbaycan Türklerini de etkileyeceğinden endişe duymuştur. Milli idrake karşı izlediği politika ise, Azerbaycan’a inanç ihracı girişimi olmuştur. Fakat çok az istisnalar dışında İran’ın bu girişimi Azerbaycan toplumu tarafından kabul görmemiştir. Çünkü Azerbaycan halkı mevcut olduğu coğrafyada kendi ülkesinin, tüm dinler ve kültürlere eşit davranan ender ülkelerden biri olduğunun farkına varmıştır. Dahası aşağı yukarı herkes ülke bağımsızlığının inanç üzerinden değil, milli idrak üzerinden muhafaza edilmesi gerektiğini benimsemiştir.


Yazarlar
Haberler