EKE (KARDEŞ) KAZAKİSTAN

EKE (KARDEŞ) KAZAKİSTAN
01:30 11.01.2022 | 3555 kere okundu | Yazarlar

Hasan Barın

 

Doğalgaz ve petrol zenginliği sıralamasında Dünya'da ilk on beşte,
Nükleer santralin, nükleer silahın hammaddesi uranyum zenginliğinde Dünya birincisi,
ipek Yolu'nun güzergahı,
Yüzölçümü olarak; Turan Birliği'nde birinci, Dünya'da dokuzuncu, Türkiye'nin ise üç katından fazla.
İki süper güç, Rusya ve Çin'e; ABD'nin belalısı İran'a komşu,
Dünya'nın en stratejik noktalarından birinde,
Türk Devletleri arasında en güçlü ekonomisine, bazılarına göre en güçlü ekomisine sahip,
Türk Birliği Protokolü'nde Türkiye'den sonra gelen ikinci ülke.
 
Bu ülke, tahmin ettiğiniz gibi Kazakistan.
Acı çekerek seyrettiğimiz olaylarla sarsılan Eke Kazakistan!
Olaylar petrol ve doğalgaz zamlarıyla başladı, Kazakistan Devlet'i akaryakıt zamlarını talep edilenden daha fazla indirime gitmesine rağmen, hükümet binalarına girecek, devlete ait arabaları yakmaya gidecek, askerleri esir alacak kadar vandallığa vardıracak kadar artarak devam etti.
Peki sorarım, madem amaç akaryakıt zammına tepki amaçlı başladı, zamlar geri alınınca niye bitmedi, niye vandallığa varacak kadar artarak devam etti?

Ekonomik sıkıntılar çeken sadece Kazakistan'mı?
Türkiye'de dahil olmak üzere Dünya'daki bir çok devletin ekonomisi çok mu iyi? Süper güç olarak lanse edilen oraya buraya koca burnunu sokan  ABD'de kaç milyon insanın evsiz olup, sokaklarda yattığını siz hiç merak ettiniz mi? Resmi kaynaklara göre altı yüz bin, resmi olmayan kaynaklara göre de bir buçuk milyondan fazla.
Sorun Nazarbayev'mi, onun diktatörlüğü mü?
Peki, Nazarbayev, enerji zamlarından önce mi iktidara geldi?  Son seçimde Yüzde 95'le iktidara gelen Nazarbayev değil de kim di?
Diyelim ki sebep Diktatörlük, Suudi Arabistan kuruldu kurulalı Suud ailesinin deği mi, Suudi Arabistan Devleti bile adını bile bu aileden almıyor mu,
Mısır'da şu anda iktidarda bulunan erk darbeyle başa gelmedi mi? Ben o bölgenin ağasıyım diyen Rusya; başındaki Putin çok mu demokrat?
Yemen, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri o bölgedeki birçok devletin, paçasından demokrasi mi damlıyor?
Madem böyleyse gerçek sebep ne?
Bunun sebeplerini yakın zamanlarda özellikle Kazakistan'da olan gelişmelere bakmak lazım:

2018'de "Türk Keneşi" adını almış ve son olarak 12 Kasım 2021 (Daha iki ay önce) tarihinde adının Türk Devletleri Teşkilatı olarak değiştirildi. Kazakistan'ın protokol sırasında ikinci sırada olduğunu tekrardan hatırlatırım.
30.12.2021 tarihinde, daha on gün önce, Rusça'nın, başta reklam panoları olmak üzere görsel bilgilerde zorunlu kullanımı iptal edilip,
ülkede başta reklam panoları olmak üzere dış ilanlar, fiyat etiketleri, menüler, yol işaretleri, köy ve tarihi mekanların adları gibi görsel bilgiler
sadece devlet dilinde (Kazakça) yazılması kararlaştırıldı.
Uygulanan politikalarla Rusların Kazakistan'daki nüfusu yüzde elliden, yüzde on sekize düşürülerek, ülkedeki Rus etkisi azaltılmıştır. (Gazeteci Abil Babaoğlu'ndan aldığım bilgi)
Son zamanlarda, Kazakistan dahil,bütün Türk devletleri ile askeri anlaşmalar SİHA satışı ve karşılıklı işbirlikleri yoğunlaştı.
Zengezur Koridoru'nun açılması ile ilgili görüşmeler, çetin pazarlıklar başladı.
Önceden,  fantazi olarak düşünülen Türk Birliği buram buram gelince adamlar ateş aldı.
Bu bir sebep. Başka bir sebep ise:
Bir çok devlette hazır olan ekonomik sıkıntılar pişirilerek, çok önceden planlanan, Afganistan sonrası oyun sahası arayan birbirleriyle dirsek temasında olan, yer kapma mücadelesi veren emperyalistlerin ve onları yöneten enerji şirketleri tarafından Kazakistan için kanlı bir şekilde ortaya kondu.
Özel olarak bir çok sebep yazılabilir ama ben bunlara odaklandım, yazımda da bunlara odaklanacağım.
Dediğim gibi birçok kişiyle görüşüp, bir çok kişinin beyanatını, paylaşımını okudum. Bir panik havası, herşey bitmiş! Ooooo neler neler. Hem güldüm hem çok sinirlendim!
Neymiş efendim, sanki ana karnında ultrasonla bakmışlar gibi Turan Birliği doğmadan ölmüş diyenler mi arayacaksın; doğumda ebesi kendisiymiş doğduktan sonra kıçına şaplağı vurmuş, ağlama sesi duymamış sanki de, doğmuş hemen ölmüş diyen mi arayacaksın; önce bebek deyip sanki eliyle büyütmüş büyütüp koca adam edipte niye kabadayılık yapmadı diyen mi arayacaksın! 

Sadece,Türkiye'nin işin içinde olan Rusya'ya, ABD'ye ve Çin'e niye savaş açmıyor demeyen kalmış kaldı ki, Karabağ Savaşı'nda olduğu gibi gürültü yapmadan strateji yürütüp, uyguladığını ben bile biliyorum. Türkiye sanki yaptıklarını yapacaklarını anlatmak için, dışişleri görevlilerinin eline bir davul verip her birini her bir minarenin tepesine çıkartarak davula dam dam vurdurup herkeze beyanat verecek, duymayanlara mektup mu yazacak, adresini bilmediklerine de telefon mu açacak.
Bunlar ayrı da ben dahil bir çok dost Rus ve Ermeni Askerleri'nin gelmesine beynin en milliyetçi tarafımıza takıldı.
Herşeyden önce şunu söyleyeyim, bir milliyetçi olarak Kazakistan'a, Rus ve Ermeni askerlerinin gelmesi beni de derinden yaraladı. Bu yapılanın Turan'a gözdağı, ayağınızı denk alın demek olduğunu, Türkiye ve Azerbaycan üzerinde de ilerde oynanacak aynı oyunun provası olduğunu bilmiyor muyuz.


İyi de Ne bekliyorduk, ne bekliyordunuz?
Üç yüz milyonluk nüfus, bir Dünya'ya değil, Güneş Sistemi'ne yetecek enerji rezervleri, bir o kadar askeri güç, maddi sermaye, yetişmiş insan gücü...
Emperyalistlere; bize güzellikle Turan Birliği'ni verin demek, alın hançeri kalbinize sokun demekle aynı. Hal böyleyken; emperyalistler, toy havasıyla Turan'ı bize altın tepsiyle sunacaklarını mı bekliyordunuz? Bekliyordunuzsa da çok beklersiniz. Ben ve ben gibiler: "Bizler öldükten sonra olacak olanların mücadelesini veriyoruz" diye boşunamı diyoruz! 

Tarihe baktığımızda büyük güçler,in kısa sürede kurulmadığını görürüz:

İsrail Devleti kurulmadan ağza alınması yüzlerce yıl öncesine dayanıyor; Avrupa Birliği'nin birlik olarak dillenmesi bin sekiz yüzlü yıllara dayanıyor ve hala kurulmuş değil. Bana kuruldu demeyin;
Yıllarca birbirleriyle savaştıklarını, savaşmadıkları müstesna elli yılı simgelemek amaçlı Pax Eurropenna (Fransızca Barış Avrupası) ismini taktıklarını, Avrupa'nın en büyük askeri gücü İngiltere'nin, para sistemini kabul etmeden üye olduğunu sonradan apar topar çıktığını, Norveç'in devlet olarak kabul ettiği halde, halkının bir değil iki defa halk oylamasıyla AB'yi reddettiğini, ekonomisi çok
etkilenen Almanya halkının katıldığına bin pişman olduğunu, geçmişini mumla aradığını, çıkmak için bahane aradığını; İsveç'in birliğin bazı tarımsal politikalarını, özellikle de süt politikasını kabul etmediğini, birbirlerini dirsek
temasında olduklarını hatırlatırım.

AB derken aklıma tv'den şahit olduğum bir olayı anlatayım:  
Avrupa Birliği kurulurken çok tartışmalar olur. Hele toplantının birinde o kadar büyük tartışma olur ki basından bunu saklayamazlar, Fransız Başkanı François Mitterand'ın kafası avuçlarının arasında resmi gazetelerde çıkar.
Basın açıklamasında, basın açıklaması yapan görevli, içerde ne oldu diye soran gazeteciye olayın vahametini espiriyle kapatmak için; " olan bir şey yok, Fransa'ya savaş ilan ettik o kadar" diye cevap verilir.
Hal böyleyken, kendi içindeki kendi birliklerini oluşturamayanlar, düşman gördüğü, başına bela olacak senin birliğini mi onaylayacaklar!

Yazımın sonlarına doğru, özellikle aşağıdaki konulara dikkat çekmek istiyor, bunlara dikkat edilmesini rica ediyorum; bazı sorulara nacizane akıl yürütmelerimle cevap vermek istiyorum.

1- Kazakistan'ın şu halinde, Kazakistan Halkı'na destek olmak, yapıcı olmak yerine, Kazakistan iç politikasını, gelir adaletsizliğini tartışmayı, buradan sakız gibi uzatmayı, devlet başlarına vurmayı; İstanbul kuşatıldığında, papazların, melekler dişi mi erkek mi tartışmasına; eve hırsız girip kildir kildir evin içinde gezerken, evde bulunanların haklı haksız birbirleriyle tartışmalarına benzetiyorum. 

Nedeni ise;

Aynı zamanda; düşman, halk arasında ikilikler oluşturup kamplaştırarak, liderlerini etkisizleştirip, doğacak otorite ve psikolojik boşluktan
kanser karşısında vereme razı ederek yerini sağlamlaştırmayı ister. Bilerek veya bilmeyerek bu psikolojik harbe alet oluyoruz.  
O yüzden tek vücut olup, düşmana fırsat vermemeliyiz ki haklı da olsak ta olmasak ta bunları tartışmanın ne yeridir ne de zamanıdır.
2- Birincinin devamı ama ayrıca değinmek istiyorum. Devlet başlarına vurarak, diktatör, demokrat tartışmalarına girersek devleti etkisizleştirir, sadece devlete zarar veririz. Kaldı ki son seçimde yüzde doksan beş oy alan kişi siyasi litaratürde diktatör sayılmaz. 

Bu atıfları doğru bile olsa emperyalistlerin amaçlarına ulaşmak için attıkları emperyalist laftası olarak görüyorum.  Suud Kralına, BAE, Yemen Kralına hiç
diktatör dendiğini ben hiç duymadım, ama Saddam'a, Kaddafi'ye dendiğini ise defalarca duydum. Suriye ve Irak'ın şu hali malumunuz. Devlet kalmadı, o diktatör denilen kişileri de mumla arıyorlar. 

Çünkü amaç, diktatör, diktatörlük değil; devletler, devletlerin zenginliği idi!
3- Turan Birliği'nin önüne daha ne engeller konacak, daha yeni başlıyoruz. Zorluklar karşısında öldük, bittik diye nara atacaklar gölge etmesin başka ihsan etmez. Çünkü biz biliriz ki, muharebe değil savaş kazanmak önemlidir ve biz o savaşı er ya da geç kazanacağız. 

Türk Birliği çok geç kuruldu eleştirisine fazlasıyla katılıyorum. Yüz yıl önce yaşamış ve Türk Birliği yüz yıl önce kurulsa da; yüz yıl sonra yaşasam, Türk Birliği yüz sene önce kurulsa da gene çok geç kuruldu derdim.
4- Hoşumuza gitsin gitmesin; bir sıkıntı varsa onla mücadele edecek kurum hoşumuza gitmeyecek kararlar alacak olan da; o karar yanlış olsa da o kararı gene düzeltecek olan da gene devlettir. İşin içine illegal örgütler girerse bu emperyalistlerin ekmeğine yağ sürmek, halkımı koruyorum bahanesiyle daha fazla asker göndermek, uzun süre kalmak için meşru bir zemin oluşturtmak anlamına gelir.

Daha ötesine gideyim: Bu illegal yapılanmalar, sırf meşru zemin oluşturmak için emperyalistler tarafından kendi askerlerine saldırtmak için bile kullanılabilir.  Bu yüzden kulağa hoş gelse de illegal yapılanmaların açıklamalarına kulak asmamak, yaptıklarına onay vermemek lazım diye düşünüyorum.
5- Turan Birliği'nde tüm ülkeler önemlidir ama Türkiye ayrı bir önem taşır. Türkiye ve Turan Birliği hakkında zaaf bildirici cümleler söylemek, düşmanın psikolojik harp zaferi için tam istediği şeydir. Bu oyuna gelmemiz gerekir.
6- Siyaset bir bilimdir. Güç, strateji doğrultusunda yapılmak istenenler yapılır; özellikle uluslararası siyasette o anki esen rüzgara göre konuşmak, politika uygulamak yoktur.
7- Sıkça sorulan sor: Kazakistan niye Rusya'dan asker istedi?
Herşeyden önce şunu söyleleyim bir Türk Devleti Toprakları'na hangi amaçla olursa olsun, yabancı askerlerin hele hele Rus ve Ermeni askerlerinin girmesi Türk milliyetçisi damarımı acıttı.
Ama Kazakistan'ın Rusya'dan asker istediği gibi bir yanlış anlaşılma var. Kazakistan Topraklarına sadece Rus askerleri ve Ermeni Askerleri girmedi.
Kazakistan; Rusya, Ermenistan, Belarus, Tacikistan'ın da içinde olduğu, olup olup içinde sivillerinde bulunduğu yaklaşık 4.000asker barındıran, Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'ne ait olan askerler girdi. Bu yüzden: Kazakistan'a; 3000 Rus, 500 Belarus, 200 Tacikistan, 70 Ermenistan askeri gitti. Görüldüğü gibi sadece Rus, Ermeni Askerleri yok. Bu bir.
Peki niye, Türkiye ve Azerbaycan'dan değilde, Rus ve Ermenilerin bulunduğu, Kazakistan'ın da on yıllardır üye olduğu  bu örgütten yardım istedi. Uluslararası hukuk ve uygulamalardan kaynaklı, bağlı bulunduğun uluslararası bir örgütü bırakıpta başka bir ülkeden yardım isteyemezsin. Hele hele bu tür askeri anlaşmaların henüz yapılmayıp uluslararası hukuka göre yetkisi olmayan Turan Birliği'nden hiç isteyemezsiniz. Eğer isterseniz Kazakistan içindeki farklı gruplar tarafındanişgalci konumuna bile düşme riskiniz yüksktir. Bu iki.  
Peki Kazakistan'ın askeri gücü ne: Resmi kaynaklara göre 150.000 asker, 50.000 ise polis gücüne sahip ve on sekiz milyonluk bir ülke seferberlik durumunda bir hafta içinde en az üç milyon askeri hazır hale getirme gücüne sahiptir.
Peki madem öyle Kazakistan, bu kadar  güce sahip bir ülke başkentindeki bir caddenin bile güvenliğini sağlayacak kadar sayıda olmayan, kendi güvenlik gücünün yüzde bir buçuk kadar olan bu kuvveti KGAÖ gücünü niye talep eder?
Çok güzel ve çok basit bir soru!
Baştan söyleyeyim, savunuyorum, doğrudur demiyorum, sadece gördüğümü söyleyerek cevap vereceğim.
Kazakistan Hükümeti; kendi içinde oluşan bu tepkileri, süper güç Rusya'nın da bulunduğu örgütü, kendine ortak ederek yanımda yer alıyorlar algısı oluşturarak; öncelikle göstericilere ve yandaşlarına karşı psikolojik olarak kazanıp, sonra da bu psikolojik kazancın itici gücüyle kendine uyugulanan direnci kırıp, gösterilere son verme stratejisi uyguluyor.
Peki, KGAO, özellikle de Rusya için Kazakistan'a asker göndermenin anlamı ne?
İçinde sivillerinde bulunduğu, genelde hava indirme birliği olan, geçici olarak gelen üç bin Rus askerinin Kazakistan'da olmasının, ben hala buralarda varım, buralar benden sorulurumun karşılığı olmakla beraber; radikal güçler tarafından Rus güçlerine oluşturulabilecek saldırıda daha fazla ve sürekli kalmak için öncü kuvvet olmaları açısından önemli olduğuna inanıyorum

Onaylasanız da, onaylamasanız da; kızsanızda kızmasanızda benim nacizane fikirlerim bunlar.

Sağlık, huzur, saygıyla kalın!    


Yazarlar
Haberler