19 MAYIS 1919  KARANLIKTAN AYDINLIĞA ÇIKIŞ 

19 MAYIS 1919   KARANLIKTAN AYDINLIĞA ÇIKIŞ 
08:45 16.05.2021 | 2064 kere okundu | Yazarlar

BILAL DÜNDAR


Evet, her karanlık gecenin bir sabahı var. O günkü tarih de ve içinde bulunduğu şartlarda incelendiği zaman umudun olmadığı bir ortam yaşanıyordu. İstanbul'dan Bandırma Vapuru ile yola çıkıp 19 Mayıs 1919 da Samsun'a yanında birkaç arkadaşı ile ayak basan Atatürk 'ün içinde ki umudun ne olduğunu kimse bilmiyordu. 
Anadolu; yoksulluk, parçalanmışlık, umutsuzluk içinde adeta bir kaos ortamı yaşıyordu. Kendisine ve o derecede de milletine güvenen Atatürk bütün olumsuzluklara rağmen karanlığı parçalamaya çalışıyordu. Samsun'dan Amasya'ya sabahın seherinde yoluna devam eden Atatürk, verilen kısa molada şu cümleyi yüksek sesle arkadaşlarına söylüyordu.
"Gümüş dere durmaz akar, güneş ufuktan şimdi  doğar, yürüyelim arkadaşlar."
Bu inanç ve kararlılıkla önüne çıkan engelleri milletin desteği ile aklın yolunu öne çıkararak tek tek aşar. Kimsenin düşünemiyeceği, tahmin edemiyeceği bir şekilde dünyada eşi ve benzeri bulunmayan Kurtuluş Savaş'nın kıvılcımını ateşler. 

Ülke yoksulluk, hastalık, bilgisizlik, iç ve dış ihanet kıskacındadır. Moral sıfır, buna karşılık tek inançlı güç, halkın gücüdür. Bu gücü Erzurum ve Sıvas Kongresi ve Amasya Tamimi ile ateşleyip inanılması zor olan mucizeyi gerçekleştirmek  Atatürk ve arkadaşlarına nasip olmuştur.
Çağın en kuvvetli ve kudretli Devletleri ve onun komutanlarının gerçek itirafı şudur.
Dünya'ya iki yüz, üç yüz senede ancak bir lider gelir. Maalesef bu lider Türk'lere nasip olmuştur" diyerek gerçeği kabul etmişlerdir.
Yoktan var olan bu toplumda herkes varlığını,  dinini, dilini, onurunu, özgürlüğünü Atatürk'e borçludur.  Atatürk'ü dinsizlik ile suçlayan kişilere, yanlışı ve yalanı savunanlara Atatürk'ün bizzat ağzından çıkan şu cümlelerle cevap verelim.
"Din, lüzumlu bir müessedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur."
Bir başka sözü ise "Türk  Milleti daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır."

İnanıyorum ki Atatürk, hiçbir zaman ölmedi ve ölmeyecek.
Atatürk bir düşüncedir, bunu bilelim, kavrayalım,
ama asla tabulaştırmadan.
Atatürk milletine çağdaş uygarlığı, " aklı, müsbet bilimi" hedef göstermiştir.
Bu ilke bizim tek seçeneğimiz olmalıdır.

TELEFONLA BAYRAMLAŞMAK

Bu bayramımızın önceki bayramlarımız ile hiçbir benzerliği yoktu.
Karşılıklı ziyaretler olmadığı için tokalaşma, kucaklaşmalar, öpüşmelerin tarihe karıştığı bir bayram oldu. 
Mezarlıklar ziyaret edilemedi. Eş, dost ve arkadaş ziyaretlerini unuttuk.
Anne, baba, kardeş, evlat gibi aile içi ziyaretler bile olamadı.
Tam kapanma dendi. Harfiyen uymaya gayret edenler yanında hiç ciddiye almayıp uymayanlarda oldu. Her meslek mensubunun maddi kayıplarının olması gerçektir. Şikayetlerinin asgariye indirilmesi için belediyeler başta olmak üzere devletin destek vermeye gayret ettiği bir sürecin nereye kadar devam edeceğini kestirmekte oldukça güçtür.
İnsanların umutsuz ve mutsuz oldukları her halinden anlaşılmaktadır. 
Dikkat edilirse insanlar her an kavga edecek bir görünümdeler. Tabir hoş görülürse kırmızı görmüş İspanyol boğaları gibiler.
Görünen o ki büyük bir kısmının rehabilitasyona ihtiyacı var.
Temenni ediyorum ve gönülden arzu ederek diyorum ki bu tip bayram kutlaması son olur inşallah. 
Bayram gününde telefonla arayanlar ve benim aradıklarım ile konuşmalarımız tüm zamanların rekoru oldu.
İnşallah tam kapanma dediğimiz dönemde arzu edilen hedefler yakalanmış olur.
Bu bayram geçti.
Gelecek bayramlar için
şimdiden sağlık, mutluluk ve huzur içinde kucaklaşacaģımız bayramlar diliyorum.


Yazarlar
Haberler