İSRAİL-FİLİSTİN ASPARAGASLARINA CEVAP

İSRAİL-FİLİSTİN ASPARAGASLARINA CEVAP
05:31 15.05.2021 | 3868 kere okundu | Yazarlar

Hasan Barın

Millet olarak genelimiz olaylara bakış açımızı aşırı duygusal, dini, duygusal ve tarihsel bilinç eksikliğimizle ölçmeye çalışıyoruz. 
Bu eksikliklerimizi bir kabın içinde çorba yaparak, yanımızdakini vücudumuzun kenarıyla ittirip, kabın içindeki çorbanın sadece hoşumuza giden tarafına çala kaşık saldırıyoruz.
Ortada da kaşık sesinden ne konuşulduğu anlaşılmıyor.
Ne doğru olan doğru gibi; ne de yanlış olan yanlış gibi anlaşılıyor.

Son yaşanan İsrail-Filistin gerginliği bizim içimizdeki tek taraflı dar bakış açısını dışa vurdu.

Neden Filistin’den yana tavır almamız gerektiğini, sakin sakin, tarihi, dini, siyaseti, duyguları birbirine karıştırmadan anlatmaya çalışacağım.

Lütfen, ve özellikle de Filistin, Karabağ meselesinde Ermenistan’dan yana tavır koydu Türkiye’deki bazı milliyetçi, İsrail, son Karabağ Savaşı’nda yardım etti diyen Azerbaycanlı Kardeşlerim de iyi dinlesin.

SİYASİ AÇIDAN:
İsrail’in, binlerce yıllardır süregelen Büyük İsrail İdaası vardır. Büyük İsrail topraklarına katmak istediği topraklar arasında Türkiye Cumhuriyeti Toprakları’nın yarısı da vardır. Bu uzun vadeli bu amaca, birden ulaşamayacağını bildiklerinden öncellikli olarak orta vadede Türkiye’nin Güneyi’nde kukla bir Kürt Devleti kurmayı amaçlarlar.
Bu amaç doğrultusunda da Türkiye’nin Güneyi’ndeki, PKK PYD gibi Türkiye aleyhine oluşumları desteklerler.
Hemen hemen haftada şehit veren Türkiye’min Askerine, polisine sıkılan her kurşunda suç payları büyüktür. 
Bunlarıda zaten saklama gereği de duymazlar. 
Ben kısa, orta, uzun vadede niyetlerini bildiğim böyle bir ülkeyi niye savunayım!

DİNİ AÇIDAN
Türk insanının bir kısmında, Ortadoğu’daki olaylar ümmetçilik; milliyetçi kesimin bir kısmında ise arap alerjisinin verdiği duygunun mantığıyla ele alınır.
Çok derine girmeden;
İster Allah tarafından gönderilmiş; isterse kul yapımı olan herhangi bir dinde, sivile, çocuğa ibadet yerine saldırma, ibadet yerlerindeki öldürmeyi onaylayan bir ifade yoktur. Varsa da gösterin.
Allah tarafından Hz. Musa’ya verilen on iki emrin bir taneside öldürmeyeceksin der.
Türkiye,1453’ten beri zaten kendisinin olan Ayasofya’nın tamamnını ibadete açtı diye Dünya’dan yediği baskı hala hafısamızda.
Bunu yapan Dünya şimdi niye ibadet yerinde sivil katliamına ses çıkarmaz? 
Bu sorunun cevabını vicdanlarınıza bırakıyorum!  
Hadi bakalım din ve inanış ile; öldürülen çoğu kadın ve çocuk olan o kadar sivil şehidi yan yana koyalım bakalım koyabiliyorsak.
Bakın, Avrupa’nın hukuku kendi arasında nasıl işlediğini anlamak açısından size kısa bir örnek: 
2. Dünya Savaşı’nda yüz doksan İngiliz askeri Almanlarla savaşırken mermileri biter, teslim olmak zorunda kalırlar. Savaş Hukuku gereği bunlara dokunulmaması, esir kamplarına götürülmesi lazım ama, öyle yapılmaz oracıkta kurşunlanırlar, iki tutsak asker kurtulur, olayı anlatır ve savaş sonrası mahkeme kurulur.
Savaşan, mermisi biten bu askerler tutsak alındıktan sonra öldürüldü diye öldürün emrini veren komutan savaş suçlusu olarak yargılanıp idam cezasına çarptırılır.
Aha da onların kendileri için uygun gördüğü adalet!
Filistin sivil katliamını görmezliğe gelenlerin bir sivilini bırakın öldürmeyi, burnunu kanatın bakalım ne oluyor!
Papa bile hiç üşenmez açıklama üstüne açıklama yapar.
Bırakın dini imanı; kadın çocuğa hele hele ibadet yerinde değil öldürmek, dokunmak bile insanlık suçudur!

İSRAİL KARABAĞ SAVAŞI’NDA AZERBAYCAN’A YARDIM ETMİŞTİR:

Azerbaycanlı kardeşlerimden en çok duyduğum cümle bu!
Evet az da olsa destek vermiştir, Ama neden?
Rusya ve İran Amerika’nın düşmanıdır, dolayısıyla bu iki ülke İsrail’in de düşmanıdır. Bölgede özellikle Azerbaycan’ın güçlenmesi ülkesinde Azerbaycan Türkü barındıran İran’ı rahatsız eder. (İran’dan Ermenistan’a giden silahlar da malumunuzdur.) Bu yüzden, ülkesindeki Rus üsleri barındıran Ermenistan’dansa Azerbaycan’a kısa vadede, ufak çaplı destek vermekte sakınca görmüyor. 
Kısaca, düşmanımın düşmanı benim dostumdur sözünün kısa vadedeki uygulamadaki İsrail versiyonu!
Bize düşmanlarına düşman olmamızdan kaynaklı dost lazım değil! 

Dikkatinizi çekerim ufak çaplı destek verdi dedim.
Türkiye’nin geliştirmiş olduğu en modern silahlar Azerbaycan’a para karşılığı da olsa verildi. Aynı şiddette yardım ettiğini düşünürsek İsrail’de nükleer silahlar var, Demir Kuppe Hava Savunma Sistemi var. 
Bazılarının İsrail yardım etti diyerek kendini yırttığı kadar yardım ettiyse madem bu silahları da vermesi gerekmez miydi?
Bu arkadaşlar birde Azerbaycan’ın silah aldığı ülkelere bir baksınlar. En çok silahı Rusya’dan alırlar. 
Eee silah satan ülkeler kıymetliyse o zaman en çok silah satan, Azerbaycan haklıdır diyen, Azerbaycan’ın Ermenistan’ı bir güzel patakladığı kırk dört gün boyunca savaşa ses çıkarmayan, Rusya’yı baş tacı etmeleri gerekmiyor mu? 
Hem bu mantıkla yola çıkan arkadaşlara şunu da söyleyeyim; inanmıyorsanız araştırın, İsrail Ermenistan’a da silah sattı. 

SON KARABAĞ SAVAŞI’NDA ÇOK YAHUDİ ŞEHİT VERDİK:

Öncelikle hangi din ve inanışta olursa olsun Allah bütün şehitlerimize rahmet eylesin.
Ama ben bu insanların uzak tarihi bırakın yakın tarih bilgisizliğine, hafıza eksikliğine hayranım!
Ermenistan’ın Gence’ye attığı ilk füze saldırısında verilen üç şehidin bir tanesi Ermeni kökenliydi. Sizin mantığınızla baktığımız düşman bildiğimiz Ermenilere dost gözüyle bakmamız lazım. Öyle ya şehitlik önemliyse ilk üç sivil şehidin bir tanesinin milliyeti Ermeni!
Son Karabağ Savaşı’nda milliyeti Rus olan şehitlerde verildi. Gene aynı mantıkla Rus Devleti’nin her yaptığını da hoş görmemiz gerekmez mi?

İki de bir karşımıza, 1. Karabağ Savaşı’nda savaşan Yahudi Azerbaycan şehit askeri Albert Akarunov getirilir.
Bir zahmet tankın üzerindeki konuşmasını dinleyin: “ Ben bu toprakta yaşıyorum vatanım o yüzden savaşıyorum” diyor, beni İsrail gönderdi, İsrail vatandaşıyım demiyor. Tekrar söylüyorum Allah rahmet eylesin!
Bir insan dini, milliyeti ne olursa olsun, o vatanda yaşıyor, o vatanın ekmeğini yiyorsa ve vatan toprağı tehlikeye girmişse tabiki savaşır, bunda anormal olan ne!
Vatan Muharbesi’nde savaşıpta şehit olan kadın askerlerimizde var.
Azerbaycan’da 1992’de 1. Karabağ Savaşı’nda savaşan kadın kahramanlarımızın olduğu benim de üye olduğum olduğum Mübarizler Feridler Grubunun Whatsap grubu vardır. 
Kadın, kız başlarıyla gencecik yaşta savaşa katılan, şehit veya gazi olan bu kahramanlarımız Albert'ten daha az mı kahramandır? 
Birde neyi merak ediyorum; Albert eğer savaştan sağ çıktıktan sonra dinini değiştirmiş olsaydı, ne kadar kahramanlık yaparsa yapsın acaba şu anki kadar öne getirilir miydi?


Osmanlı ve Türkiye tarihinde de bu şekilde örnekler çoktur:
Çanakkale Savaşı’nda gayri Müslimlerle savaşırken ordumuzda görevli doktorların çoğu gayrimüslimdi. Baktığınız din mantığıyla bakacak olursak buyurun Çanakkale’yi geçin mi dedik. Bir çok gayrimüslim şehit verdik. Her bireride dini imanı ne olursa olsun hizmet verdiler.
Ordumuzda da halen gayrimüslim olan birçok asker var.

Osmanlı zamanında Osmanlı’ya hizmet eden, büyükelçi, milletvekili hatta bakan olan bir çok Ermeni var. Hal böyle diye, gerek Osmanlı, gerekse Azerbaycan’da yaptığı katliamlara sessiz mi kalmalıydı?
Vatan evlatlığı ayrıdır, milli köken ayrıdır.
Tekrar söylüyorum:
O vatanın ekmeğini yemişse, o vatanın çocuğuysa; dini, kökeni ne olursa olsun tabiki her anlamda hizmet edecek. 
Bunda, istilacı olarak tanınan bir ülkeyi dini kullanarak, yüceltecek kadar abartacak ne var!
Bir de zamanında Yaser ARAFAT ile Mahmud ABBAS’ın söylemiş olduğu sözlere takılıyoruz. 

Siyasetin bir bilim olduğunu; aynı zamanda inanmadığın sözleri, şartlar gereği söylenme sanatı olduğunu öncelikle belirteyim.
Hiç bu sözlerin Türkiye’den, Azerbaycan’dan müsaade alınarak söylendiği aklınıza geliyor mu?
Ben nerden mi biliyorum?
Sizin takıldığınız mazideki bu sözlere, Türkiye ve Azerbaycan Devlet Başları takılmıyor, Filistin’in arkasındayız diye peş peşe açıklama yapılıyor da oradan biliyorum.

Son olarak Osmanlı Devleti zamanında Arapların kandırılarak yapılan çatışmalara değineceğim. 
İngilizin kandırmalarıyla maalesef bunlar yaşanmış ama bu kin gütmeyi mazluma yardım etmeyi gerektirmez, neden mi?
Biz bu çatışmaları karşılıklı savaşları Türk Devleti ile Türk Devleti arasında da görüyoruz. Bana, sınır komşusu, güçlü olupta birbiriyle savaşmayan iki tane Türk ülkesi gösterin!
Gösteremezsiniz, yok çünkü!

Ayrıca bu bahsi geçen mantıkla baktığınızda, şu an tek devlet gibi olan Türkiye ile Azerbaycan’ın düşman olması gerekmez miydi?
Neden mi?
Araştırın, Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail’in mücadelesini anlarsınız. 

Tarihte ne yaşanmışsa yaşanmış olursa olsun, çocuk, kadın katillerine karşı tavrımızı en sert şekilde koymamayı, mazlumun yanında olmamayı gerektirmez.  

Mazlumun yanında olan Yüce Türk Milleti her zaman olduğu gibi güçlü olanın, menfaatinin olduğu yerde değil mazlumun yanında olmaya devam edecektir.
Kısaca anlaşılır dilde yanlışlıklarımızı, eksik bakış açılarımızı anlatmaya çalıştım. 
Son söz olarak:
Filistin konusunda, Türkiye’nin alacağı her türlü kararda yanına olmaya devam edeceğiz.

Sağlık, huzur, saygıyla kalın!


Yazarlar
Haberler