Bastonlu Darbe

Bastonlu Darbe
19:38 09.04.2021 | 1275 kere okundu | Yazarlar

Şebnem Karslı

Bir gece yarısı haftasonu başlarken yayımlanan bildiri kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Günlerdir gündemden düşmeyen bildiri haklı olarak toplumun farklı taraflarını rahatsız etmektedir. ‘Yüce Türk Milleti...’ şeklinde başlaması cumhuriyetimizin kültürel tarih hafızamızda bugüne kadar yaşanan darbeleri çağırıştırmaktadır. Zamanında verilen tepkiler, emekli amiraller konusunun yargıya kadar taşınması, siyasilerin refleksleri ne kadar haklı olsa da birileri işi ‘sıvamaya’ teşebbüs etmektedir. Ne yazık bu birileri toplumu devam etmesi planlanan demokrasiden uzak olaylara alıştırma niteliğindedir.

Çok ilginçtir ki, bildiri metnini sonraki günlerde yayımlayan bazı haber siteleri, gazeteler, hatta kurulmuş olan wikipedi sayfasında metnin ilk hitap ifadesi olan ‘Yüce Türk Milleti’ çıkarılmış, bildiri darbe imasından uzaklaştırılmaya çalışılmıştır. ‘103’ rakamının da eleştirilere neden olması sebebiyle bir imza daha eklenerek şifreden uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır.

Ne kadar basitleştirilmeye çalışsalar bile, metnin içinde geçen ‘Aksi taktirde...’ şeklindeki cümle bildirinin amacını ortaya koymaktadır. Cümleyi hatırlatmakta fayda var.

‘Aksi halde, Türkiye Cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir.’ Alenen tehdit içeren bu cümle hiçbir sağlıklı açıklamaya yer vermemektedir. Milli iradeye saygı duyan, demokrasi ilkelerini karanlıklar içinde yol gösterişci ışık olarak kabul eden millet seçilmişlerin, yasal yetki sahiplerinin ve makamların tehdit edilmesini savunamazdı.

‘Amirallerin bildirisi’ olarak yayımlanan bu metnin altına imza atan emekli amirallerin sayısı, 15 Temmuz darbe yıldönümüne kalan günlerin hesabı gibi şifreler de ne yazık bizlere FETÖ tecrübelerini hatırlatmaktadır. Hayatlarını elzem makamlarda geçirmiş, siyasi geçmişe ve kültürel bilince yeteri kadar hakim olan amirallerin bu gibi hesapları yapması, aşağılık bir terör örgütünün geleneklerini çağrıştırması üzücüdür ve kabuledilmezdir.

İsimleri bildiri altına yazılan amirallerin emekli olmaları da işin ciddiyetini azaltmaya hizmet edemez. Sosyal medyada ‘bastonlu emekliler nasıl dabe yapar’ şeklinde yorumlar tam da bu ciddiyeti azaltmaya hizmet etmektedir. Unutmayalım ki bugün emekli olan askerlerimizin yetiştirdiği yüzlerle askerimiz hala görevlerindeler ve bu gibi bildiriler onların düzenine ve devlete sadakatlarini bozmaya hesaplanmıştır.

Metnin içinde geçen bu cümle söylediklerimin ısbatı niteliğindedir: ‘Türk Milletinin bağrından çıkan şanlı bir geçmişe sahip, Ana ve Mavi Vatan'ın koruyucusu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı personelinin Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda yetiştirilmesi elzemdir.’

Montrö Sözleşmesinin tartışmalara açık olmaması beyanı da devletimiz açısından taraflılığa hizmek etmektedir. Sözleşme metnini Türkiye Cumhuriyeti lehine değiştirmek mümkünse neden olmasın? Sonuçta bu bir kutsal kitap veya dokunulmaz metin değildir. Şartlar elverirse Montrö Sözleşmesi dahil tüm uluslararası veya ulusal yasaların devletimizin ve milletimizin lehine iyileştirilmesi kimseyi rahatsız etmemeliydi.

Dediğim o ki, emekli deyip geçmeyin. Bu ülkede son darbe teşebbüsü emekli imamın talimatıyla gerçekleşmişti.


Yazarlar
Haberler