İRAN-ABD ÇEKİŞMESİ

İRAN-ABD ÇEKİŞMESİ
00:32 02.03.2021 | 4876 kere okundu | Yazarlar

Hasan Barın

 

 

Bundan on yıl önce okuduğum stratejik bir yazıda şunu yazıyordu:

ABD’nin İran’ı işgal etmesi için dört milyon; Türkiye’yi işgal etmesi için altı milyon asker gerekiyor.

Daha küçük Irak’ın işgalinde kullanılan asker sayısı ile orantılandığında daha çok askere ihtiyaç olduğuna olan inancımdan bana pek inandırıcı gelmedi. Hele hele on yıl sonraki şu anki durumda!

Diyelim ki, İran’la savaşmak için dört milyon askeri o bölgeye yığmaya karar verdiniz diyelim. Daha başlangıçta bile bu konuda sorunlar çıkıyor. 

O kadar askeri hangi ülkeye yığacaksınız, darman duman olmuş Irak’a mı; yoksa nüfusu dört milyona yakın kalmış yıkılmış Suriye’ye mi?

İki devletin alt yapısı buna uygun değil.

Kala kala Türkiye kalıyor. 

Şunu baştan söyleyeyim; II. Körfez Svaşı’nda yirmi bin Amerikan Askerinin topraklarına yerleşmesine onay vermeyen Türkiye, bu kadar askerin topraklarına yerleşmesini hiç istemez.                             

Kaldı ki; ABD hesaplarının en ince ayrıntısına kadar bilen; bu konuda orta ve uzak vadede çıkarları ABD ile uyuşmayan Türkiye, kesinlikle topraklarının kullanılmasını onaylamaz. 

Zaten şu an ki ABD-Türkiye arasındaki anlaşmazlığın bir sebebinin de İran meselesi olduğuna inanıyorum.

Olayın bir de ekonomik tarafları var;

İran’ı işgal etmek için o kadar askerin taşınması, lojistik desteğin maliyeti, barınacak yerlerin, sığınakların inşaatı, verecekleri kayıpların tazminatı, halka verilecek maddi, manevi, politik hesaplar, savaşta yaralananların sağlık masrafı, onlara ailelerine vereceği on yıllarca maaş.

Bunlar; 1. Körfez Savaşı’nda Suudi Arabistan’dan otuz milyar hibe alan, savaş sonucunda ekonomik kriz yaşayan, hala Körfez Savaşları’nın sendromlarını yaşayan ABD ekonomisini batırır.

Kısacası; bakın buraya yazıyorum, ABD, devlet olarak İran’ın üzerine ordusuyla gidip savaş açamaz.

  

ABD’nin kısa, orta, uzun vadede amacı ne:

 

1- Özellikle İsrail’in güvenliği için bölgede, nüfusu, otuz milyondan fazla olan ülke istemiyor. 

2- İsrail’e Amerikan politikalarına uymayan, İsrail düşmanı olan, tehdit etmekten geri kalmayan nükleer güce sahip olan ülkeyi kafanıza göre emir verip yönetemezsiniz.

Kaldı ki İsrail’i vuracak menzildeki füzelere sahip olan İran, nükleer silahı yaptı veya az zamanda yapacak. ABD, İran’ın nükleer silah elde etmesiyle, elde etmesi için zamanın kısaldığının farkında.  

İsrail ve ABD için,hiçbir şey yapmasa da İran, İsrail için her zaman potansiyel tehdittir.

3- ABD, Türkiye’nin Suriye, Irak ve İran sınır şeridinde, İsrail benzeri, İsrail’in güvenliğini ve o bölgedeki ülkelerin kontrolünü sağlamak için PKK, YPG, PEJAK yönetiminde kukla bir devlet kurmak istiyor.

İran’ın, siz şimdilik Türkiye ye karşı kullandığı pkk ya kendi ülkesindeki kolu olan Pejak’a ses çıkarmadığına bakmayın İsrail ve Amerikan menfaatleri için kurulacak İsrail benzeri bir paravan devleti İran kabul etmez. Hele hele şu an ki İran topraklarını bu paravan devletinin sınırlarına alınması planlanıyorsa.

 

4- Türkiye’nin, Türk Devletleri’yle Güney Azerbaycan’la kara bağlantısı kurduğunda, Türkiye ve Türk Devletleri’nin ekonomik, askeri, millet bağı olarak daha güçleneceğini biliyor.

Bu paravan devletle hem sürekli tehdit altında bulundurularak, geleceğin enerji kaynaklarını topraklarında barındıran Türkiye’ye istediklerini yaptırmak, hem de İran İran’ın işgal altında bulunan Güney Azerbaycan-Türkiye sınırında paravan Kürt devleti yoluyla Türkiye ile Türk Devletleri ile özellikle de kara bağlantısı kesilmesi hedef alınıyor. 

Şu an bile, Türkiye sınırında Amerikan Ajanları’nın cirit attığını, Türkiye İran sınırına uç noktadaki Kürtlerin yerleştirildiği haberlerini yıllardır alıyoruz.

 

5- Rusya’nın Akdeniz’le olan kara bağlantısını kesmeyi, Rusya’nın müttefiki olan İran’ı istediği kıvama getirip, Rusya’yı İran gibi bir müttefikten yoksun bırakmak istiyor. Dolayısıyla İran’la uğraşırken Rusya ile de uğraşıyor.

 

 

Peki bunları savaş yoluyla yapamayacaksa ne şekilde yapacak;

Ambargo yoluyla ekonomisini yıpratarak, Ortadoğu’daki yaşanan terör olaylarını, saldırılarını, algı yoluyla İran’a malederek ikiz kulelerin vurulmasında olduğu gibi ya bendensiniz ya düşmansınıza getirip İran’ı şeytanlaştırarak, etnik grupları kaşıyıp iç çatışmalar çıkartarak devleti zayıflatarak, en sonunda da özellikle demokrasi adı altında, kendi istediği gibi ele avuca gelen bir yönetimi başa geçirerek yapacak.

 

Kısa, orta ve uzun vade de olacak olan bu sürece, özellikle Güney Azerbaycanlı kardeşlerimizin teşkilatlar arasındaki saflarını sıklaştırıp, birlikteliklerini nicelik ve nitelik olarak geliştirip karşı oluşan, oluşacak durumlara göre stratejiler belirleyip, hazırlıklı ve uyanık olması gerekir.

 

Saygı ve huzurla kalın!

 

 


Yazarlar
Haberler