KUŞATMA !

KUŞATMA !
12:45 25.02.2021 | 3768 kere okundu | Yazarlar

LÜTFULLAH KALELİ

 

                Uzun yıllarlardan beri , yazılarımda içten ve dıştan  yapılan kuşatmalara, dikkat çeke geldim. Bilinenden korkulamaz önlem alınır. Şimdiye kadar ne kadar önlem alındı , yeterli mi , tartışılır.Atalarımızın bir deyişi vardır.”Korkunun ecele faydası yok!”  yazılarımızda sohbetlerimizde yüreklere korku düşürecek tarzda yazıp dememeliyiz.

                Gerçeklerin deyim şekli, çok önemlidir. “Atalarımız kırk yutkun bir konuş demişlerdir.”Fikirlerin sahaya sürülme şekli kişinin ruh yapısının yansımasıdır. Veya algılamadaki sorunlarını yansıtır. Doğruları –doğru zamanda-doğru yerde- doğru şekilde dile getirmeliyiz.

                Evet; Türkiye uzun yıllardan beri kuşatma altındadır.Örneğin 1940 lı yıllardan beri, özellikle meclisten yapılan kuşatmalar  acı sonuçlar getirmiştir. Meclis tutanakları bunun acı örnekleriyle doludur. Büyük çoğunluk artık mecliste yapılan gizli oturumların anlamını yitirdiğini düşünmektedir.

                İşbirlikçi ve bölücü partilerin , yaptıkları ortadadır. Üst düzey yöneticilerin yaptıkları açıklamalardan bu çıkarımı yapıyoruz.          Artık bölücü siyasete son vermenin vakti gelmiştir. Bölücü partilerin kapatılması zorunluluktur. Meclis, her türden teröristlerden-sempatizanlardan- işbirlikçilerden- mandacılardan temizlenmelidir.

                Meclis, kurtuluş savaşını yapan meclisin özelliklerine, tekrardan kavuşturulmalıdır.İşe meclisin mevcut varlığındaki arazlardan başlanmalıdır. Bu arazlar var olan tüm partilerin içine yerleşmiş haldedir. Bunun açık örnekleri kolayca sıralanabilir. Meclis tutanaklarına şöyle bir bakmak yeterlidir.

                Sonra ; devlet bürokrasisine uzanan araz kollarının temizliğine hızlı bir şekilde başlamak kaçınılmaz durumdur.

                İran’ın kuşatılması ve Rusya’nın kuşatılması aldatmacadır. Gerçekte kuşatılan Türkiye’dir. Bölgemizdeki ve içimizdeki ABD üslerinin yerlerini basit bir haritada işaretlemek ve dikkatlice bakmak yeterlidir. Uzman olmaya ismimizin önüne göz kamaştırıcı ekler koymaya gerekte yoktur.

                İran,İsrail- İran ABD arasındaki itiş kakışlara çok önem vermeye gerek yoktur. Sözde itiş kakışlar, birer tiyatrodan ,aldatmacadan başka bir şey değildir. İran’ın PKK ve Türkiye politikasında en küçük bir değişim belirtisi yok.

                ABD üslerinin yerleşim şekline bakıldığında Türkiye’nin Orta Asya(Türk yurtları) ve Doğu Türkistan ile bağını koparmaya yönelik olduğunu- İstiklal savaşında soydaşlarımızın yardım gönderdiği yalların kapatılmasına yönelik olduğunu, görmemek için aptal olmak bile yeterli değildir.

                ABD nin etrafımızdaki çemberi daralttığı ,son günlerdeki yaptıkları eylemlerde , daha net görülmektedir.Suriye ve ıraktaki üslerine ilaveten Yunanistan ve Romanya’daki üslerine oradaki yapılanmalarına dikkat ettiğimizde! ABD bize karşı bir imha savaşına hazırlanmaktadır.

                Her türden kuşatmayı yarmak için, dilde- fikirde- işte birliğe her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Bir de dünya görüşlerimizde daha net olmaya –durmaya ihtiyacımız var. İşimizden- aşımızdan eşimizden kararlarımızdan yalnızca biz sorumlu olmalıyız. Artık işimize -eşimize aşımıza -iç işlerimize hiçbir varlığı karıştırmamalıyız.

                İç güvenliğimizi bozacak yapılanmalar, derhal işlemez hale getirilmelidir. Yurt dışından yardım alanlar, kişi veya sivil toplum örgütleri, ile azınlıklar sıkı denetime tabi tutulmalı gereken yasalar hızla değiştirilmeli, hazır Anayasa değişikliği düşünülürken, iç güvenlikle ve milli birliğin tesisiyle ilgili değişikliklere gidilmeli, vatana ihanet kanunu genişletilmeli, milli birliğe zarar verenler ile milli birliği bozmaya yönelik  girişimler en ağır şekilde cezalandırmaya yönelik (matuf) olmalı,girişimler(teşebbüsler) engellenmelidir.

                Kilise destekli girişimler  durdurulmalı, Diyanet İşleri Başkanlığı kuşatmaları kırmada milli birliği tesis etmede kilit rol üstlenen bir kurumdur. Derhal fabrika ayarlarına döndürülmesi,   yaşamsal bir sorun olarak önümüzde durmaktadır.   Korkmak yerine çalışmak- ikilem yerine kararlılık- korku ile bakınmak yerine alternatif çıkış yolları bulmak bir beka sorunudur.

                Görkemli Çalabımız yar ve yardımcımız olsun. Düşmanlarımızın terbiyesizliklerine-tehditlerine –hakaretlerine son vermek istiyorsak illaki her alanda birlik olmak zorundayız.

                GÖRKLÜ Çalabımızın görkemli selamları, içte ve dışta birlik ve beraberliği sağlayan, düşman kuşatmalarını kıran ,düşmanın imha savaşlarına karşı ,hazırlanan her yurttaşımızın üzerine olsun vesselam.

                                                                                                                                              

 


Yazarlar
Haberler