DOĞAN CÜCELOĞLU DİLİ

DOĞAN CÜCELOĞLU DİLİ
23:15 22.02.2021 | 3540 kere okundu | Yazarlar

Hasan Barın

İnsan beyni, öğrenmeye programlanmış muazzam bir organ.
Türkçe’de, insanın beyni almıyor diye bir deyim vardır. İnsan beynini anlamayı bırakın, anlamaya çalışmaya insanın beyni gerçekten yetmiyor.

Bir organın kendisini anlaması için, kendisinin yetmemesi ne garip dimi!

Beyin, öğrenme hazırlığına anne karnında başlar, insanın dünyaya gelme esnasında hazırlığını iyice hızlandırır. Doğmakta olan bir cenin dakika başı, iki yüz elli bin yeni beyin hücresi; gene dakika başı, beyin hücreleri arasında bağlantıyı sağlayan (beyin hücreleri arasında bağlantıyı sağlayan kablolara benzetebiliriz) milyonlarca sinaps oluşturur. Bu gelişimini doğduktan sonrada devam ettirir.
Yetişkin bir insanda yüz altmış milyardan fazla beyin hücresi; bir katrilyona yakın sinaps vardır.
Mühendislik harikası kafatasımız içerisinde taşıdığımız bu organ, 2.5 milyon GB kapasiteye, üç yüz yıl sürecek HD kalitesinde filmi kaydetme yeteneğine sahip.

Afrika’da birkaç üniversite bitirmiş donanımlı gencin biri iş başvurusunda bulunur, görüşmeye çağrılır. Görüşme esnasında iş yeri sorumlusu gencin kaç dil bildiğini sorar. Genç gururlu bir tavırla, beş yüz dil bildiğini söyler.
Bunu duyan sorumlu kişi gence doğru yüzünü ekşiltip, acı acı gülümseyerek; “maalesef bize, en az yedi yüz dil bilen lazım” diye cevap verir. 

Karikatürde gördüğüm bu olay yaşanmış mı bilemem ama Afrika’da kullanılan binden fazla dil varmış. Dünya’da ise yedi binden fazla.

Araştırmalara göre; insanoğlu dünyadaki bütün dilleri öğrenebilecek kabiliyete ve kapasiteye sahip olmasına rağmen, ama maalesef bunu gerçekleştirmek için en fazla yüz yıl olan insanın ömrü yeterli değil.

İnsanoğlu azmettikten sonra her dili öğrenebilir. 
Dil literatürü dışında olsa da, siyaset dili bunlar arasında zorudur. Zor olmasına rağmen, yeterli eğitimleri alıp, kişilik yapısını da ona göre yönlendirdiğinde bu dilide öğrenebilir.

Ama bir dil var ki birkaç ömür uğraşsak ta gerçekten çok zor öğrenilecek bir dil:
Konuya fazlasıyla hakim, en akademik konuları çocukların dahi anlayacağı insan sevgisine bezenmiş dilde anlatan, konuşmasındaki sevecenliği, sevecenliğini gülüşü, gülümsemesiyle dolduran, zor soruları gerçeklerle, güzel anlatımla süsleyerek anlatan, bir Prof’a sorulmayacak kolay soruları babacan, latif diliyle anlatan, bunları kitaplarında fazlasıyla yansıtan;
Doğan CÜCELOĞLU dili. 

Sizi bilmem ama ben bu dili öğrenme konusunda kendime güvenmiyorum. Bunun sebebi ise; Hocamda olan Allah vergisi özelliklerin bende olmadığına, olamayacağına olan inancımdır. 

Hocamla ilk tanışmamız, otuz sene önce fakülte okurken Denizli’de verdiği konferansta salonda oturacak yer kalmadığından saatlerce konferansını ayakta, uzaktan dinlemek şeklinde olmuştu.
Ayakta olmama, ortam çok kalabalık olmasına rağmen, kitaplarında ve programlarında da hissettiğim gibi; karşılıklı oturmuşuz anlattıklarını sadece bana anlatıyordu. İşin garip tarafı oradakilerinde aynısını düşündüğünü hissediyordum. 
İfade edilemeyecek akademik bilgiyle bezenmiş ayrı bir etkileşim, ayrı bir etkileme sanatı.

Bu dile, ne kadar geliştirilmiş olursa olsun maalesef beyin yeterli değil.

Maalesef, fani dünyada herşey fani, dil bile!

Doğan Hocam, geçenlerde onlarca kitabı, konferanslarda, tv programlarında söylediklerini bize emanet bıakarak, kendisine ait olan, Doğan Cüceloğlu dilinide yanında götürüp, konuşulan dünya dil literatüründen bir dil daha eksilterek yalan dünyadan ayrıldı.

Yokluğunda çok aranacak o ayrı da, bazı insanların değeri ölünce bilinir derler ya; işin garibi Hocam yaşarken de kıymeti bilinenlerdendi.

Allah’ın rahmeti üzerinde olsun, nur içinde yat Büyük Hoca, Hocam!

Sağlık, huzurla kalın!


Yazarlar
Haberler