Türkiye’de Azerbaycan’ın Türkçe yayınlanan profesyonel medya kuruluşlarına çok ihtiyaç var’ - Sevil Ünal

Türkiye’de Azerbaycan’ın Türkçe yayınlanan profesyonel medya kuruluşlarına çok ihtiyaç var’ - Sevil Ünal
17:15 21.01.2021 | 2520 kere okundu | Yazarlar

 

Azerbaycanlı gazeteci Sevil Ünal Hilâl kızı: ‘’Türkiye’de Azerbaycan’ın Türkçe yayınlanan profesyonel medya kuruluşlarına çok ihtiyaç var’’ dedi.
Azerbaycan’ın önemli medya kuruluşlarından APA Haber Ajansı Türkiye temsilcisi konuğumuz Gazeteci Sevil Ünal ile medya üzerine hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Kendisine medya sektörü ve gazetecilik mesleğiyle ilgili bazı sorular sorduk. Kendisi de sağolsun bizi kırmadı ve bütün sorularımız samimiyetle cevaplandırdı.
Gelin deneyimli gazetecimiz bize bu meslekle ilgili hangi gerçekleri dile getirdi hep birlikte öğrenelim.
Gazeteci kimdir?
Bana göre, gazeteci toplumun aynasıdır; devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile toplum arasında bir köprüdür, her türlü zorluklara göğüs gerendir. Elbette ki, en önemli şart gazetecinin yazabilme yeteneğidir. Yazmak ise çok büyük sorumluluktur. Gazetecinin tarafsız, önyargısız ve objektif olması şarttır. Bu kriterler olmadan yazan gazeteci değil.
Bir Hocamız derdi: muhabir haktan geleni haber verendir. Bir ressam nasıl bir manzarayı, bir nesneyi herkesten farklı olarak görebiliyorsa, bir gazeteci de haberi herkesten farklı bir biçimde analiz edip, irdeleme yeteneği aracılığıyla okuyucuya sunar.
Gazeteci olmanın olumlu ve olumsuz tarafları?
Gazeteci olmak her şeyden önce benim için bir onur ve şereftir. Gazeteciler her an tehlikededirler, geceleri-gündüzleri yoktur, yanlış yapmamalıdırlar, haber almak için güven kazanmalıdırlar, haberin doğruluğunu kaynağından öğrenip sonra yayınlamalıdırlar. Şartları bu denli zor olsa da ben mesleğimi çok seviyorum.
Gazeteci olmanın olumlu ve olumsuz taraflarından daha çok, bana göre ya gazeteci olmak, ya da olmamak var.
Bir Gazetecinin basın hayatında en önemli sorumlulukları nelerdir?
Bu sorunuzu zannederim yukarıda cevapladım. Ama bir fikrimi eklemek isterim: Azerbaycan’dan olan bilge, filozof, Azerbaycan gazetecilik mektebine büyük katkısı olan Hocamız Böyükkişi Heyderli (Yazıçı Qor) bize söylerdi: Şimdi eleştiri zamanı değil, tahlil zamanıdır. Gazetecinin işi eleştirmek, muhakeme etmek, suçlamak değil, her alanın uzmanını konuşturmak, o uzmanların görüşlerini, analitik düşüncelerini, sorunların hallini öğrenip topluma yaymaktır. Hocamız hem de bize toplumda kötü örnek olan suç ve b. negatif haberleri reklam etmemeyi, yayınlarken dikkatli olmamızı tavsiye ederdi. İyi örnekler çoğaldıkça kötü örnekler aradan kalkar, derdi Hocamız.
Sosyal Medyanın Gazetecilik Mesleğine Etkisi?
Tabii ki etkisi çoktur. 26 senelik gazetecilik deneyimim var. Bir dayım gazeteciydi, zaten ben, onun kendi mesleğine aşırı sevgi ve saygısına hayran olduğum için gazetecilik mesleğini tercih ettim. Dayım 80`lerde bir haberin doğruluğunu onaylatmak için bazen günlerce incelemeler yaptıklarını söylerdi. 90`larda Azerbaycan`da bilgisayar kullanımı genişledikçe, internet yaygınlaştıkça haberleşme de çabuklaştı. Sosyal medyanın gelişi ise bu haberleşmeyi daha da hızlandırdı. Farklı medya kuruluşlarından olan gazeteciler, bazen aynı haberi hazırlarken, birbirlerinin önüne geçmek için saniyeler adına rekabet ederler. Bu sağlam rekabet değildir, amansız kapitalizmin talebidir. Çünkü haber bolluğu ve hızlı haber yapma gayesi, kirli enformasyonları çok yaygınlaştırmakta. Maalesef bu da gazetecilik mesleğine güveni zedeliyor. Gazetecilere güvenin azalması çok üzücüdür.
Sosyal Medya ve Haber Toplama İlişkisi?
Az önce söylediğim gibi sosyal medyanın haber toplama hızına çok etkisi var. Hatta bazen gazeteci sosyal medyanın hızına yetişemiyor.
Türkiye ve Azerbaycan basını arasındaki gözle görülebilecek derecede olan farklar?
Türk medyasının edebi dili kalıplaşmış, çok resmi değildir, özgürdür. Medyanız, insanların anlayabileceği basit ve akıcı bir dille insanlarla konuşabilmekte ve bu çok güzeldir. Artı yazı başlıkları çekicidir, bu da yazıların okunaklı olmasını sağlıyor.
Azerbaycan medyasında edebi dilin kuralları çok çerçevelidir. Edebi dilimizin çok resmi, soğuk ve sınırlı olmasında sanırım Azerbaycan basınının 70 yıl boyunca Rus etkisinde kalmasının da önemli rolü olmuş olabilir.
Azerbaycan alfabesinde 32 harf var. Türk alfabesi ile kıyaslayınca, 3 harf fazla olması, zannederim Azerbaycan Türkçesine daha fazla zenginlik katsa da, edebi dilimizin çerçevelenmesi, medya dilimizi daha sınırlandırarak halk ve medya arasında da bir sınır oluşturuyor.
Ancak şunu da vurgulamasam haksızlık olur: Rus medyasında ciddi bir disiplin var ki, bu disiplin Azerbaycan basınına da yansıdı.
Gazetecilerimizin çoğu, haberleri açıklığa kavuşturmak, daha sonra yaymak, bir sorunu çözmek için kapsamlı araştırmalar yapacak profesyonel niteliklere sahipler. Azerbaycanlı gazetecilerin basın aracılığı ile ele aldıkları sorunlar, daha üst makamlara, Cumhurbaşkanına ulaşınca, genellikle yüzde 70 oranında çözülür. Bir sorun araştırıldığında, yerel yetkililerin konumunu etkilediği için o yetkililerin gazetecilerle iletişim kurmaktan kaçındığı da oluyor. Bu da gazetecilerimizin habere çabuk ulaşma işini zorlaştırıyor.
Azerbaycan ve Türk medyasını karşılaştırırken bizim haberlerimizin daha kısa ve bilgilendirici olduğunu da belirtmek isterim. Ancak Türk gazete ve televizyonlarındaki haberler daha yaygın ve tekrar oranı daha fazla. 
Bu konuda Azerbaycan medyasının daha iyi örnek olduğunu düşünüyorum.
Fikrimce, habere hızlı ulaşma ve daha hızlı yayın yapma açısından, Azerbaycan medyası Türkiye medyasından örnek almalıdır.
Azerbaycan basınında görmek isteyip de bulamadıklarınız nelerdir?
Az önce söylediğim gibi, edebi dilimizdeki kalıplaşma aynı zamanda gazetecilerimizle devlet kurumları ve Cumhurbaşkanı arasında da bir sınır oluşturur.
Ben Türkiye Cumhurbaşkanı ile gazeteciler arasındaki samimi ilişkiye hayranım. Gazetecileriniz herhangi bir konu hakkında soru sorabiliyor ve uygun cevaplar alıyorlar. Bana göre Türk medyasının dil özgürlüğü gazetecilerinizi daha cesur kılıyor. Türkiye basın mensuplarının bu cesareti Azerbaycan`ın 44 günlük savaş döneminde de kendini belli etti, bu durum halkımıza çok moral verdi. Bu konuda Türk meslektaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Ama bizim gazetecilerimize de haksızlık etmeyim, Azerbaycan Ordusunun askerleri gibi gazetecileri de korkmaz ve metin davranmakta, zorluktan çekinmemektedirler. Sadece Türkiye ile Azerbaycan medyasını kıyasladığımızda, Türkiye gazetecilerinin savaştan yazmak, savaş yerinde olmak, canlı bağlantı ile savaş noktalarından haber yayınlama deneyimleri bizim gazetecilerimizden daha çoktur.
Dil özgürlüğü konusunda bir meseleyi de ifade etmek isterim: Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisi`nin bilim adamı, yazar Kamal Abdulla bir zamanlar Azerbaycan Türkçesindeki edebi dili, konuşulan dile yaklaştırmayı önerdi. İtalyanlardan güzel bir örnek aktaran Kamal Abdulla, İtalyanların kendi dillerini zenginleştirmek için pazarda halkın söylediği sözleri edebiyat diline dahil ettiklerini bildirerek, halkla anlaşılır dilde konuşmayı, gazetelerin daha sade bir dilde yazmalarını tavsiye etti. Bu tür yaklaşım hükümet ile halk arasındaki samimiyeti artıracaktır, dedi. Ne yazık ki, Kamal Abdulla’nın bu tavsiyesine halen de yeteri kadar uyulmuyor.
Ben Türkiye medyasındaki dil özgürlüğünü Azerbaycan medyasında da çok görmek isterim.
Azerbaycan Gazetecilerinin Uluslararası Medya Çalışmalarını “44 günlük Zafer Tarihimizin yazıldığı dönemde” yeterli buldunuz mu?
Hayır. Çünkü harici medyalarda Azerbaycan Gazetecileri çok az çalışıyor. Hatta kardeş Türkiye gazetelerinde çalışan gazetecilerimiz parmakla sayılacak kadar azdır. Önemli olan konu, 44 günlük savaş döneminde, Sayın Cumhurbaşkanımız İlham Aliyev hiçbir ayrımcılık yapmadan uluslararası medyaya Karabağ hakikatleri hakkında bilgi verdi. Hatta önyargılı harici medya mensuplarının da sorularını cevapladı.
Azerbaycan’da internet televizyonu biçiminde faaliyet gösteren, İngilizce, Rusça ve Azerbaycan Türkçesinde haberler yayınlayan, uluslararası alanda da tanınan APA Haber Ajansı da bu konuda çok işler gördü. Uluslararası Medya 44 günlük dönemde en çok APA`ya atıfta bulundu.
Hakikaten bu konuda bir çok gazetecimizin de hizmeti oldu. Misal, Ankara’da yaşayan Azerbaycan Türkü, Oktay Hacımusalı, 44 günlük sürede Azerbaycan hakkında başarabildiği kadar çok haber vermek için çaba serf etti. asasmedya.info sitesinin genel yayın yönetmeni Nigar Ögeday ise 44 günlük dönemde Karabağ’la ilgili her gün en azı 5, hatta bazen 20 haber yayınladıklarını söyledi.  
Azerbaycan Medya üyelerine sözünüz?
Türkiye’de Ermenilerin yeteri kadar medyası var, Azerbaycan’ı tanıtan medya ise çok azdır. Azerbaycan’ın Türkiye’de toplamda 2 sitesi faaliyettedir: anakara-baku.com, asasamedya.info. Ve bu sitelerin maddi desteği yok derecesindedir.
Azerbaycan medya kaptanlarına, medya üyelerine ve Azerbaycanlı işadamlarına, imkanı olan vatandaşlarımıza sözüm budur: Türkiye’de Azerbaycan’ı tanıtan profesyonel medya kuruluşlarına ihtiyaç var. Türkiye ile Azerbaycan ne kadar kardeş olsa da, dil, din, gelenek birliğimiz olsa bile, Azerbaycan medyasının dili ile Türkiye medyasının dili çok farklı, bu yüzden ülkemizi Türkiye Türkçesinde ifade etmeliyiz. Fikrimce, Türkiye Türkçesinde Azerbaycan medyasının daha geniş yer alması, ortak Türkçemizin oluşturulmasını da hızlandıracaktır.
Bundan başka ermenice de medyamızın oluşturulmasına aşırı ihtiyaç var.
Takip ettiğiniz Azerbaycan Medya siteleri ve gazeteleri?
apa.az, lent.az, trend.az, turan.az, moderator.az sitelerini, gazetelerden ise esasen “Yeni Müsavat” ve “Hürriyet” gazetelerini takip ediyorum. Bu arada Azerbaycan’ın “Hürriyet” gazetesi, Türkiye’nin “Hürriyet” gazetesinden çok daha evvel, 1918`de faaliyete başlamıştı. Sovyetler Döneminde basımı durdurulmuştu, 1990’larda yeniden neşre başlandı.
Gazetecilik Mesleğinin Geleceği hakkında neleri söylersiniz?
Bir gazeteci olarak, sadece hoş haberlerin müjdecisi olmayı çok isterim, kırlangıç misali.    Maalesef, şimdilik bu imkânsız, ancak umuyorum ki geleceğin habercileri topluma daha çok müjde dağıtacak. Çünkü sanırım sular durulmakta. Böyükkişi Heyderli Hocamız hep derdi, yalan söz yoktur, yerinde söylenmeyen hakikat vardır. Bu açıdan sözün yerinde söylenmesi, yazmanın kutsallığı, yazma sorumluluğu ve her alanda adaletin zafer çalma vesileleri zannederim artıyor.


Yazarlar
Haberler