BARIŞ ANTLAŞMASINDAN ÖZELLİKLE RUSYA NE İSTİYOR?

BARIŞ ANTLAŞMASINDAN ÖZELLİKLE RUSYA NE İSTİYOR?
00:03 13.01.2021 | 3319 kere okundu | Yazarlar

Hasan Barın


Savaşlar, cephede kazanılır, masada sonlandırlır. 
Tarih, cephede kazanılan savaşın masada kaybedilmesiyle örneklendirilebilecek bir çok kanıtla doludur.
Oamanlı, zayıf halinden faydalanıp toprak kazanmak isteyen efelenen Yunanlıları 1897’de kısa sürede tepelemiş, Atina’ya yaklaşmışken, güçlü devletlerin zorlamasıyla ilerlemeyi durdurmuş,  yapılan İstanbul Antlaşması’yla kaybeden taraf gibi muamele görmüş, hemen hemen hiç birşey kazanamamıştır. 
Eğer, baştan tarafsız olan devletler sonra işin içine karışmasa, ateşkes imzalanmamış, ordu devam etmiş olsa, belkide şu an Yunanistan diye bir devlet olmayacaktı.
Savaşlar, ordu, silah. askeri stratejiyle kazanılır. Ama nihayi başarı masada sonlandırılır. Başarının simgesi kalemin ucundan, mürekkeple kağıda dökülendir. Antlaşma masasına oturup, imza atıp sonlandırma süreci; arkandaki halk ve devletler desteğini, çelik gibi sinirleri, sağduyuyu, soğukkanlı olmayı, karşıdakinin veya karşıdakilerin hamlelerini önceden görüp ona göre önlem almayı, çok iyi siyaset bilmi gerektirir.
Karabağ Savaşı’nda kazanan taraf olan Azerbaycan işte böyle bir antlaşma sürecinden geçiyor.
Peki, şu an masaya oturan devletler kısa veya uzun dönemde ne istiyor?
AZERBAYCAN NE İSTİYOR?
Uluslararası antlaşmalarca Azerbaycan toprağı olduğu kabul edilen, önceden büyük çoğunluğu Azerbaycan Türkü’nün yaşadığı zorla kovulduğu toprakları istiyor.
TÜRKİYE NE İSTİYOR?
Kısaca, kardeş devlet mantığıyla , Azerbaycan ne istiyorsa onu istiyor. 
ERMENİSTAN NE İSTİYOR?
Kaybeden ve Büyük Ermenistan ideası tuz buz olmuş, rezil edilmiş, yıllardır hazırladığı kibirli ordusu mahvolmuş taraf olarak, her şeyden önce zaman kazanmak istiyor. Özellikle görüşmeyi sürdüren Paşinyan’ın, daha henüz bir şey kaybetmedik diyerek mağlubiyetin acısını zamana yayarak, kısa sürelide olsa koltuğun bekasını sağlamaya,  zarardan kar etti algısına çok ihtiyacı var. 
Ermenistan görüşmeleri uzatıp, çıkmazlara sokup, anlaşmayı, anlaşamama sürecine getirip, alınanlar elimden zorla alındı mağduriyetine sığınarak,  lobilerin gücüyle siyasi mücadele verecektir. En büyük  güvencesi ise güya barışı güvence altına alan, Azerbaycan’la büyük askeri çatışmayı güvence alan Rus askerleri olacaktır.
RUSYA NE İSTİYOR?
Çözüm isteyen, barış görüşmelerini başlatan Rusya bir defa çözüm istemiyor. Bu bölgedeki oluşacak çözümsüzlükten doğacak kendisine olacak mecburiyetten faydalanmak, bu şekilde de iki ülkeyi de kontrol altında tutmak  istiyor. Sorun çözmeye oturan Rusya, sorunu sorunlu bir şekilde bitirmek isteyor. Bu yüzden istekleri ve zorlayacakları da bu çizgide olur.
Daha açık konuşmak gerekirse;
Görüşmeler ilerledikçe şunu dikte edeceğine inanıyorum:  Azerbaycan barış antlaşmasıyla savaş öncesine göre bazı topraklara sahip olmasını, Ermenistan’a da savaşta kaybedileceği toprakların verilmesini onaylayacak. 
ANCAK;
Türkiye ile çok rahat bağ kurabileceği güzergahların, stratejik yerlerin Azerbaycan eline geçmesini engellemeye çalışacak. Masada tartışmalı bölgeler diye bir kavram türeterek bu bölgelerde, ister özerk bölge, ister tarafsız bölge haline getirdiği bu bölgeleri,  iki ülke arasına tampon oluşturacak şekilde bırakıp, hem iki ülke arasında sadece kendinin kontrol edebileceği, yönetebileceği bir alan oluşturmaya çalışacak, hem de bu bölgede bulunduracağı güçle yeni bir üs edinecek, hem de Ermenistan’daki üslerini daha çok güvence altına almayı hesap ettiğine inanıyorum.  
Bu arada gözden kaçan Çin gerçeğine değinmeden edemiyeceğim,  Çin, nato ülkesi olan Türkiye’nin tam menfaatine uygun olan antlaşmayı onaylamaz. Dolayısıyla Azerbaycan’ın da!
Bir şekilde antlaşma imzalanır ama adı öyle olsada bu antlaşma barış antlaşması olmaz.
Bu Antlaşma hiç kimseyi memnun etmez; 1. Dünya Savaşı’nın, 2. Dünya Savaşı’na yol açtığı gibi,   sadece ve sadece kısa veya uzun dönemde yeni yeni savaşlara yol açar. 
Ben Karabağ Savaşı başlar başlamaz bu savaş bir-iki yıllık savaş değil, yirmi yıllık savaş demiştim.
Ben kısaca bunları düşünüyorum. Yaşayacağız, göreceğiz.
Sağlık, huzurla kalın!

 

 

 


Yazarlar
Haberler