Riyakar Türk Milliyetçiliğine Mülteci Bir İtiraz

Riyakar Türk Milliyetçiliğine Mülteci Bir İtiraz
17:15 22.11.2020 | 934 kere okundu | Yazarlar

Enver Zarif

Yıllar evvel, Türkler katliama uğrayıp Karabağ işgal edildiği zamanlarda mülteci bir kadının şöyle ağladığı  aktarılır: "Karabağ elimizden giderse çocuklarımı nereye gömeceğim" dünden bugüne çok şey değişti Karabağ özgürleşme yolunda büyük yol katetti ama Türk milliyetçileri, Karabağ ile teselli olmayacak ağır bir azap içinde geceleri saymaya devam ediyor. Zira Türk dünyasının motor gücü olabilecek tek ülke olan Türkiye; Kırım'da, Kazan'da Rusya'ya, Güney Azerbaycan'da İran'a, Doğu Türkistan'da Çin'e susmaya devam etmekte. Bu coğrafyalarda Türklerin yaşadığı ağır azap; ikinci Dünya Savaşı sonrası uygar dünyada yok olmuş korkunç bir ırkçılığın ürünü. 

Bu duruma itiraz ettiğiniz zaman size şunu söyler sözde Türk milliyetçileri: pragmatik dış politika, ekonomik sebepler, devlet çıkarları vesaire. Konuşma sonunda romantik olmakla ve kafanızın politikaya çalışmadığını da eklerler çok sinirlendirirseniz strateji sahibi ağaları. Halbuki caka sattıkları 10 yıllık stratejileri, sadece bir tekniktir. 10 yıl sonrası karanlıktan ve soru işaretlerinden ibaret. Türkçülük ve Türkistanlılık ise bizleri, çok yönlü, yüzlerce yıllık bir stratejiyle zafere davet etmekte.

 
Stratejiler de bir yana; ahlaki olarak bir milliyetçinin esir Türk yurtlarına sessiz kalması mümkün değildir. Çünkü bizler için hiçbir uluslararası anlaşma, hiçbir reel politik, hiçbir ekonomik denge Türk olduğu için  tecavüze uğramış bir Türk kızından daha kıymetli değildir, olmamalıdır. Materyalist bir bataklıkta, hiçbir ahlakı olmadan yaşamaya o kadar aşinalar ki ahlaki bir çelişkiye bile tahammül edilemiyor artık Türkiye'de. Uygur mültecilerden söz etmek bile yasak düzeyinde. Önceleri ördek yüzlü, alaycı ve çirkin bir gülüşle 'romantik' diye tanımlanıyordu bu ahlaki duruş. Şimdi ise Amerikan ajanlığı suçlamasına kadar varmış durumda. 


Şimdi ne yapmalı? 

Türk milliyetçileri elbette bu soruya cevap aramaya devam ediyor. Partileşip sisteme entegre mi olmalılar? Bağımsız bir mücadele mi yürütmeliler? Sivil bir mücadele mi yürütmeliler yoksa askeri bir mücadele mi? Bütün bunlar çek defterlerinde mürekkep gibi eriyip dağılan camiada milliyetçi kalabilmiş ve milliyetçiliği haketmiş birkaç rehberin cevaplayabileceği sorular olarak kalacak. Yine de Türk milliyetçisi gençler, Türkçü-Turancı gençler bu soruları tartışmalıdır. Gündemimize sokulmaya çalışan zehirli gündelik kavgaların panzehiri Türkistan'ı düşlemek, bu kavgaları kıyasıya red ve inkar etmektir.


Yazarlar
Haberler