VE GELDİM, BURADAYIM!

VE GELDİM, BURADAYIM!
01:17 16.11.2020 | 3586 kere okundu | Yazarlar

Belkide ömrümün hem üzüntülü, hem stresli, hem de sevinçli yirmi gününü yaşadım.

 

Önce Ermenilerin Azerbaycan’ın yerleşim yerlerine saldırısı sonucu şehit olan kardeşlerimiz

İçin ağladım.

 

İşgal altında olan toprakların kurtulmasıyla sevindik, gurur duydum.

 

Sonra, özellikle de kendi özelimle ilgili hiç hatırlamak istemediğim İzmir depremi!                             Kendi özelimle İlgili olan kısımla ilgili sevinip, aralarında yakınen tanıdıklarımında olduğu, ölen yüz ona altı kişinin ölümlerine ağladım.

Göçük altından saatler sonra sağ olarak çıkarılan insanlar bizi mutlu etti.

Bu arada şunları söylemeden edemiyeceğim; göçük altından insanları çıkarmak için cansiparane uğraşan, başta AFAD olmak üzere, devlet kurumları, sivil toplum kuruluşları, siviller olmak üzere bütün herkese teşekkürü bir borç biliyorum. 

Allah Devlete, millete zeval vermesin!

Nigar Bacı’yla telefonda, bacı kardeş ağlaşırken, bacımın dediği gibi; bir gözümüz cepheden gelen 

Zafer haberlerine sevinçten, diğer gözümüz depremde kaybettiklerimize ve yaşadıklarımıza üzüntüden ağladı!

 

Bir gün sonra babamın kalp krizi geçirmesi, birkaç gün sonrada ağır bir kalp amaliyatıyla stres yaşadık.

Bunları yazarken yaşanılanların zorakiyetinden olsa gerek bir türkü sözü yankılanıyor beynimde;

Yazılan geliyor, sağ olan başa!

Bu türkü sözünün çağrışımıyla başka bir türkü çınlıyor beynimde;

Sen söylersin sözü, içinde sözün var,

Çalarsın çırparsın, oğlun kızın var,

Şu dünyada üç beş arşın bezin var,

Tüm bedesten senin olsa ne fayda!

 

Kul Himmet Üstadım, gelse otursa,

Dünya benim deyip zapta geçirse,

Karun kadar malın olsa ne fayda!

Arkasından Şuşa’nın askerlerimiz tarafından azad olmasına hem sevindik, hem de gurur duyduk.

Arkasından ajanslar, bir Rus Helikopterinin Azerbaycan Ordusu tarafından yanlışlıkla düşürüldüğü

haberini geçiyor. Bu haber soğumadan, sessizliğinden ne zamandır şüphe duyduğum, içinde Rusya’nın da içinde olmasıyla fazlasıyla huylandıran üç devletin katıldığı, Türkiye’nin dışarda tutulduğu, Rusya garantörlüğünde  ateşkes haberini duyuyoruz.

Ve ben bu kargaşada yeni yeni kendi kendime gelip bilgisayarımın karşısına geçebiliyorum.

Yapılan ateşkes antlaşması konusunda, şehit kanları kurumadan, yaralı askerlerimizin yaraları geçmeden, şehit yakınlarının acıları çok tazeyken bu konuda siyasi yorum yapmayı saygısızlık olarak adlettiğimden, şu an yorum yapmak istemiyorum. Sadece şu kadarını söyleyeyim:

Yirmi sekiz yıldır işgal altında olan toprakların azad olmasında emeği geçen, başta şehitlerimiz ve şehit aileleri, gazilerimiz olmak üzere herkesden Yüce Allah, bir defa değil bin defa razı olsun.

       Sağlık, huzurla kalın!




 


Yazarlar
Haberler