SAVAŞLAR BİLE DEĞİŞTİ

SAVAŞLAR BİLE DEĞİŞTİ
13:10 18.09.2020 | 5605 kere okundu | Yazarlar

Hasan Barın

  Sık sık duyarız herşey çok değişti. 
       Gerçektende öyle. Herşey çok değişti. Artık savaşlar bile aynı değil.     
        Her şeyden önce şunu söyleyeyim;
Bunları yazıyorum diye savaş yanlısı olduğumu düşünmeyin. Mondros Ateşkes Antlaşması, Sevr Barış Antlaşması gibi sözde barışı öneren savaştan bin beter barış antlaşmalarının getirdiği barışlar haricindeki barışları her zaman savunurum.                                                    Eskiden bir ülke canınızı mı sıktı, topraklarınızı mı genişletmek mi istiyorsunuz, sizin hakkınıza, halkınıza tecavüz mü edildi!                            Topla orduyu, çık savaş meydanına, vur, vuruş sonuç olarak kazan veya kaybet! 
Olay bukadar basit. Şimdi öylemi ya!
Eğer süper güç değilseniz, ne kadar haklı olursanız olun uluslarası ortamlarda haklılığınızı ispatlamanız; ekonomik ve askeri açıdan güçlü ülkelerin savaş çıkartmak için onayını almanız lazım. Bu kadarla da yetmiyor!
Savaştaki kazanımlarınızın süper güç devletlerinin ve dünyadaki ekonomiyi yöneten ailelerin kaybedimleri olmayacağının  süper güç ve dünyadaki ekonomiyi yöneten ailelere garantisini vermeniz, bu konudaki onları ikna etmeniz lazım ki savaş için onay versinler! 
Bu da karşılıklı konuşmaları, gizli görüşmeleri gerektirir ki bu da teğmen olarak orduya giren bir subayın general olarak emekli olduğu  zaman dilimi kadar yılların geçmesini sağlar. 
Peki süper güç ülkeler için savaş çıkartmak kolay mı?
Süper güçler için öncelikle şunu belirtmek lazım; bir ülkede, eğer o ülkenin kaynaklarıyla sizlere uzun yıllarca hizmet edecek bir iktidarı ve sistemi bir şekilde  başa geçirmişlerse topsuz tüfeksiz işgal etmişlerdir zati.
Bu ülkeyi yönetmek için verilecek emirler, telefon kulübesindeki telefondan açılan kısa telefon konuşması ile  bile halledlilir.
Bu şekilde halledilemediyse!
Bu konuyu, yıllar önce okuduğum bir yazıdan başlayıp,  örnek vererek kısaca açıklamaya çalışayım:
Bir araştırma;
ABD'nin İran'ı işgal edebilmesi için dört milyon, Türkiye'yi işgal edebilmesi için altı milyon askerin gerekli olduğunu yazar.
Şimdi şöyle bir düşünelim, bu milyonlarca askeri beslemenin, kaybedilen askerlerin tazminatının maddi giderini,  gelen ölülerin doğuracağı tepkiyi  ABD hükümeti karşılayabilir mi?
Bir de bu ülkeler devlet geleneği olan devletse,
Bir de kayıpların çok ama çok olduğunu, işgal hareketinin beklenilenden çok uzadığını, ekonomik ağırlığın kendi işgalciülke halkına fazlasıyla yansıdığını düşünün!
Düşman için, Yunan Ordusu'nun imha edilmesiyle, Yunan ve İngiliz hükümetlerinin istifasıyla sonuçlanan Kuruluş Savaşı yenilgisinin hükümet nezdindeki sonuçlarını biz biliyoruz da onlar bilmiyorlar mı!
Kisaca onlar içinde kolay değil!
Peki gerçekten işgali kafaya koymuşsa en az askeri ve ekonomik kayıp için neler yaparlar:
1- Ne kadar uzak olursa olsun, bir nükleer silahı harekete geçirecek butonu kadar yakın olan  süper güç ülke, diğee süper güç ülkelerin menfaatlerine çok fazla dokunmayacak, özelliklede askeri olarak karşı karşıya gelmeyecek şekilde, onlarca yıllık  stratejiler, plânlar, politikalar üretmeleri lazım.
2- Saldıracağı ülkeyle ilgili saldırganlıklarına haklılık payı geliştirmeleri, haklılık algısınıda şırıngalamaları lazım. 
3- O ülkenin sosyopsikolojik yapısını kılcaldamarlarına kadar tanıyan, iyi yetişmiş ajanlarını, ülke içerisinde medya ve kara propaganda araçlarını kullanıp, devleti, kurumları, söz sahiplerini yıpratıp, işgali onaylayacak, kendilerine mukavemet göstermeyecek geniş halk tabakası oluştururlar.

Savaş öncesi, kargaşaya sebep olarak, hukuki nedenler oluşturacak, ülkeyi yıpratacak illegal örgütlerle sıkı fıkı ilişkiler kurarlar. 
İşgalci devlet, İşgali gerçekleştirip, kendilerine bağımlı olacak, on yıllarca kendilerine hizmet edecek zengin bir iktidar ve uzantılarını; çok fakir, kaos içinde yaşayan halk bırakarak ülkelerine dönerler.  
    Çok uzun yıllara gitmeden, son otuz yılda işgal edilen, kaosa sürüklenen  ülkeler için uygulanan strateji kısaca budur. 
Sadece stratejik işgal planını içeren dosyadaki ülkelerin isimleri farklıdır.
       Peki;
       Bu startejik, kirli ayak oyunları her işgal edilmek;  sömürgeleştirilmek istenen ülkede işe yarar mı?
       Devletcilik kültürüne sahip, vatanseverlerin bol dolduğu, silahlı kuvvetlerinin arkasında duran ülkelerde, ayakkabı numarası ne kadar büyük olursa olsun bu ayak oyunları pek işe yaramaz. 
Bu tür ülkeler; bu tür çalışmalara anında tepki gösterip, dışardaki ve içerdeki düşmanlara ve ülkesi için tehlikelere,  anında karşı tepki geliştirirler.
         Düşmanları  sevindirmemek adına Dünya döndüğü müddetçe bu tür ülkelerden; bu ülkenin vatandaşları olmak dileğiyle!
         Sağlık ve huzurla kalın!

  
[email protected]


Yazarlar
Haberler