SU KABAĞI

SU KABAĞI
18:49 10.08.2020 | 2685 kere okundu | Yazarlar

Şu kabağını bilir misiniz?
       Türklerin kullandığı gürbüze çok benzeyen bir bitkidir. Ergenleştiğinde içi pörsür zamanlada boşalır, suya attığınızda batmaz.  Çocukluğumuzda can simidi olmadığından hamama, havuza götürüldüğümüzde batıp boğulmayalım diye vücudumuza bağlarlar, bu şekilde batmamızı engeller, havuzun içinde yüzme taklidi yapar, böylece yüzüyoruz diye de mutlu olurduk. Su kabağı sayesinde yüzme öğrenen çok arkadaşım oldu. Benim hiç su kabağım olmadı.  Bırakın denizi, havuzu, duş almayı bile boğulma riski olarak gören şahsıma olsaydı da  pek faydası olacağını da zannetmiyorum.  
     
       Su kabağının, fakülte okuduğum yıllarda içimde yer eden, hatırladıkça güldüğüm ilginç komik bir anısıda vardır. 
Birbirimize ziyaret edip, cay içip, muhabbet ederek diğer yemek vaktini sabırla bekleyip,  yemek yeyip karnımızı doyurmanın verdiği rahatlıkla semiz ve mutlu bir şekilde misafirliğimizi sonlandırdığımız yıllar!
O yıllara ait bir günde ögrenci evine misafirliğe gittim. Evdekilerin hepsi mükemmmel şekilde yüksek matemetik bilen mühendislik öğrencisi.  Ben ise sözelci ortaokul öğretmen adayı.
Misafirlikte herkeze laf yetiştirmeye çalışarak muhabbet ederken,  birden baca deliğine simetrik bir şekilde ortalanarak sokuşturulmuş su kabağına gözüm ilişti. Niye oraya konmuş olabilir diye kafama takıldı. Öyle ya niye başka yere değilde özellikle oraya! Ne kadar başka şey düşünmeye çalışsam da aklım orada. 
Soracağım sormasınada basit bir mantıklı açıklaması vardır ama ben düşünemiyor olabilirim, sorduğumda nasıl bunu düşünemezsin edasıyla açıklanırsa çeyrek karizmamı çizdirme riski olduğundan soramıyorum da!
Soarim sormayayım diye düşünerek geçen İki saate yakın yoğun mücadelenin sonunda dayanamadım sordum. Sorumu duyunca birbirlerine bakıp hepsi aynı anda kahkaha attıktan sonra,  içlerinden biri; biri hediye getirmiş, atmaya kıyamadık, koyacak yer de bulamadık, en münasip yer olarak baca deliğini görüp sokuşturuverdik demez mi!
Aklıma geldikçe gülerim şimdi gene güldüm!
Su kabağı odaklı bu olay bu kadarıyla kalmadı, yıllar geçtikçe bu olayın başka boyutlarını beynimde etüt etmeye çalıştım.
      Niye insanlar, benim içi boş şu kabağında yaptığım gibi, sadece görmek, düşünmek istediği kadarıyla, derinliği olmayan  içi boş şeylere saplantılı ve  takılı kalırlarda basit çıkarımlar yapmazlar.
      Su kabağı yola konan bir materyaldir oraya konsa be olur buraya konsa ne olur, önemli olan yoldur, baca ise duman yoluda olsa bir yoldur.
Niye insanlar yola konan metryale takılıp kalıyorlarda; yol ne olursa olsun yoldaki stratejiyi, planlamayı, amaçlanan hedefleri;  bu planlama, statejileri, amaçları oluşturan beyin takımını ve düşüncelerini görmüyorlar, görmek istemiyorlar!
       Bense dahil İnsan ve insanların kendilerini sorgulaması gereken sorular çok ama, bir ışık olması açısindan bu kadarla kalsın!
        Sevgili okuyucular:
       Yazılarımdan kaynaklı saygıyla karşıladığım, değerli bulduğum, olumlu olumsuz çok eleştiri alırım!
Ama gazeteciliğe başladığım zamanlarda Güney Azerbaycanlı, Tebriz'den gazeteci kardeşim Anar Binevli'nin bana yönelttiği çok sevdiğim, unutmadığım, hatırladığımda sevimli bir şekilde gülümsediğim, beğenisini belirten  bir eleştirisi vardır, şöyle demişti:
"Türkiye'de gazeteciler her şeyi çok açık yazıyorlar, sen bizim oradaki gazeteciler gibi kapalı  yazıyorsun"
       Anar, kardeşim diğerleri senin ve okuyucularımın  takdiridir de; bu yazıyı anlamak istediğini anlamak istediği gibi anlasın, yani iyice kapalı kalsın. 

        Sağlık, saygı ve sevgiyle kalın!


     [email protected]


 


Yazarlar
Haberler