SANAYİİ SAVAŞLARI (VOL. 3 OTOMOTİV SANAYİİ)

SANAYİİ SAVAŞLARI (VOL. 3 OTOMOTİV SANAYİİ)
21:43 11.07.2020 | 2755 kere okundu | Yazarlar

Salgından sonra otomotiv sektörünü neler bekliyor?

Hepinizin bildiği gibi Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkıp, tüm dünyaya yayılan (Covid-19) salgını tüm sektörleri tehdit etmeye devam ediyor.

Corona virüsü ortaya çıktığı andan itibaren akıllardaki en önemli sorulardan biri "Ne zaman bitecek?" oldu.

Her ne kadar uzmanlar bu soruya kesin bir yanıt veremiyorlarsa da bugüne kadar otomotiv sektöründe virüsün etkilerini anlatan bir çok haber yapıldı.

Otomotiv sektörünün salgın sonrasında nelerle karşılaşacağı hususunda sizlere bilgilerimi aktarmak istiyorum. Haydi gelin biraz beyin fırtınası yaparak bu konuyu etraflıca konuşalım..

 

Öncelikle 2020’ nin İlk çeyreğinde en çok satan marka ve modeller!

2020 yılına, 2019 yılının son çeyreğinde başlayan yükseliş ile giriş yapan otomotiv sektörü ilk 3 ayın sonunda önceki yıllara göre adet bazında satışlarda gayet iyi durumdaydı.

Ancak Corona virüsü salgını Mart ayının son haftasıyla birlikte sektöre etki etmeye başladı.

Neredeyse tüm dünyada otomotiv sektörü 31 Mart tarihinden itibaren durdu. Salgının daha etkili olmaması için her marka tesislerinde üretime ara vermek zorunda kaldı.

Deloitte Tüketim Endüstrisi ve Otomotiv Sektör Lideri Özkan Yıldırım, “Birçok devlet ve hükümet salgından önemli düzeyde etkilenen küçük işletme ve bazı önemli endüstrilere yönelik çeşitli yardım ve teşvik paketlerini ya hayata geçirdi ya da geçirmek üzere.

Türkiye ihracat ve sanayinin lokomotifi olan otomotiv de bu kapsamda korunması ve desteklenmesi gereken sektörlerden biri.” dedi.

Corona virüsü salgınının sektöre ve insan psikolojisine olan etkisini şimdiden tahmin etmek oldukça zor.

Maalesef salgın nedeniyle oluşan küresel kriz hepimiz için bilinmeyen sular anlamına geliyor. Sonuçlarının ne kadar yıkıcı olacağını tahmin etmek için çok erken. Ancak kesin olan bir şey var ki, otomotiv sektörünün bu salgınla ortaya çıkan çalışma modellerindeki hızlı değişime ayak uydurması için dijital dünyayı kullanarak satış ve satış sonrası deneyimleri geliştirmesi gerekiyor.

Kısa ve orta vadede; ayakta kalmaya çalışan sektör otonom ve elektrikli araç yatırımlarını yavaşlatmak zorunda kalırken, öte yandan uzaktan hizmetlere olan ihtiyaç dijitalleşme ve bağlantılı araçlara olan yatırımları hızlandıracaktır.

 

Bu sebepten dolayı sektörün alması gereken aksiyonları özetlemek gerekirse;

  • -Dijital araçlarla uzaktan satış ve benzeri hizmetlerin geliştirilmesi
  • -Tüketici ve müşterilerle iletişimi kuvvetlendirmek, satış sonrası hizmetleri arttırmak
  • -Perakende kanallarında nakit akışı riskine odaklanmak
  • -Sektörler arası risklere dikkat edilerek nakit akışının planlanması
  • -Satış kanallarına olan desteğin artırılması
  • -Tedarik zinciri esnekliğini geliştirmek
  • -Üretime ve satışa dönük işbirliğini güçlendirmek
  • -Arz-talep hızının esnek olarak ayarlanabilmesi

Dünyayı etkisi altına alan korona virüs salgınının en fazla etkilediği sektörlerden otomotivde, üreticilerin üretim modellerini ve bayilerin de satış stratejilerini güncelleyerek yeni satış kanalları oluşturması beklenirken, salgının sektörde yeni fırsatlar oluşturabileceği de öngörülüyor.

 

Koronavirüs sonrasında otomotiv endüstrisini neler bekliyor?

Covid-19 karşısında otomotiv sanayiinden üst düzey yetkililerin de görüşleri paralelinde, Pandemi sonrası süreçte sektöre ışık tutacak önleyici adımlar kapsamında Ülkemizde yılın ilk iki ayında geçen yıla göre yüzde 90 artış gösteren otomobil ve hafif ticari araç pazarı, mart ayı sonunda yaklaşık yüzde 40 geriledi.

Avrupa’da ise satış ve üretimin bir önceki yıla göre yüzde 70-90 bandında daraldığını görüyoruz.

Dünyayı etkisi altına alan Covid-19’dan etkilenen tüm sektörler kendilerini koruma yolları ararken, otomotiv endüstrisi de bu süreçte gerekli reaksiyonları geliştiriyor.

31 Mart itibariyle tüm dünyada otomotiv üretiminin neredeyse tamamının durduğu fakat devlet desteklerinin sağlanamaması durumunda sektörün bunu kaldırabilmesinin zor olacağını düşünmekteyim. Bir çok devlet ve hükümet salgından önemli düzeyde etkilenen küçük işletme ve bazı önemli endüstrilere yönelik çeşitli yardım ve teşvik paketlerini ya hayata geçirdi ya da geçirmek üzere.

Türkiye ihracat ve sanayiinin lokomotifi olan otomotiv de bu kapsamda korunması ve desteklenmesi gereken sektörlerden biri olduğu aşikârdır. 

Uzun dönemde ise, otomotiv endüstrisinin müşteri merkezli bir yaklaşıma doğru dönüşüm göstermesi beklenmektedir. Salgın, endüstrinin bütün unsurlarını müşteri deneyiminin nasıl iyileştirileceğine yönelik proaktif olarak düşünmeye ve endüstri içinde dayanışmanın geliştirilmesine yönlendirmektedir.

Dünya’nın birçok ülkesinde otomotiv şirketleri üretimi durdurdu. Bir süredir araç yerine Covid-19 salgınına karşı sağlık sistemine destek olmak üzere ventilator, maske gibi malzemeler üretiyorlar.

Toplum için ortak çaba harcayan ve adımlar atan otomotiv endüstrisi gösterdiği bu duruş ile her türlü zorluğun üstesinden geleceğine ve daha da olgunlaşarak güven vereceğine olan inancı güçlendiriyor.”  

 

Riskler karşısında insan, finansman ve kaynağa odaklanan çözüm modeli

Orijinal yedek parça imalatçıları (“OEM’ler”), piyasaya yeni giren otomobil üreticileri, bayiler, tedarikçiler ve finansal hizmet sağlayıcıları dâhil olmak üzere sektörün tüm oyuncuları, salgınla birlikte ortaya çıkacak güçlükleri hem müşterileri hem de çalışanlarıyla birlikte aşmak için gerekli adımları atıyor.

Sektörü bekleyen riskleri sıralayan endüstri liderleri alınacak önlemlerin merkezine de insan, finansman ve kaynak yönetimini koyuyor.

 

Otomotiv Sektöründe Talep İkinci El’e Kayacak

Özellikle kurlardaki dalgalanmalar ve insanlarımızın gelirlerindeki düşüşler göz önüne alındığında öncelikle ithal ürünlerin fiyatlarının yüksekliği ikinci el pazarına yönlendirecektir. Tabii, bu durum da fazla olmasa da ikinci el otomobil fiyatlarının yukarı yönde seyir izleyeceği öngörülmektedir.

Ancak hükümetin almış olduğu son tedbirlerle bu durumu kontrol altına almak amaçlı girişimlerin olumlu etki edeceği de öngörülmektedir.

Ticaret Bakanlığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından düzenlenen ve sektöre bir standart getirecek olan ikinci el araç ticaretinde yetki belgesi alma zorunluluğu Ağustos ayına kadar uzatıldı, ‘’İkinci el araç ticaretini kurumsallaştırıp, kayıt dışılığı ortadan kaldıracak olan yetki belgesi süresinin tekrar uzatılmaması da bu konuda daha düzenli bir piyasa oluşturulması hususunda önemli bir etken olacaktır.

Üretime başlayan sıfır araçların ülkemize lojistiği ve satışa başlaması Ağustos, Eylül, Ekim aylarını bulacaktır. Bu göstergeler bize sıfır araçların temininde bu yıl zorlukların olabileceğini gösteriyor. Türkiye ihracat ve sanayiinin lokomotif olan otomotiv de bu kapsamda korunması ve desteklenmesi gereken sektörlerden biri.

Bu arada ALJ Türkiye ve Toyota Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Ali Haydar Bozkurt'tun bu söylemlerimi destekleyen açıklamaları da memnuniyet verici.

“Bozkurt, Pandemi sebebiyle bütün markaların tedarikte sorun yaşadığını belirterek "Elimizdeki araç sayısı şu anda 300-400 adet. Şimdi üretim yeniden başlayana kadar ki süreçte yeni araç satışı maalesef yapılamayacak ya da çok sınırlı sayıdaki eldeki tek tük araçlarla yapılacak gibi görünüyor.”

Bununla birlikte COVID-19’un belirli sosyal ve ekonomik sektörler ile endüstriler üzerindeki etkisine ilişkin olarak (Uluslararası Çalışma Örgütü) ILO’nun ön değerlendirmeleri, bir dizi sektörel bilgi notları haline getirildi.

Bilgi notları aynı zamanda, ILO’nun ortakları olan hükümetler, işverenler ve işçi örgütleri tarafından alınan politika önlemlerinin yanı sıra sektöre özgü düzeyde ILO araçları ve önlemlerini de içeriyor.

Bilgi notlarının hedef kitlesi, ulusal, sektörel, bölgesel ve küresel düzeyde ILO ortaklarının yanı sıra, belirli sosyal ve ekonomik sektörlerde kadın ve erkekler için insana yakışır işleri destekleyen uluslararası kuruluşlar ve diğer ortaklardır.

Otomotiv sanayii, küresel ekonomiye önemli katkı yapıyor. Bu sektörün yıllık cirosu, dünyanın en büyük altıncı ekonomisine eşittir. 2017 yılı itibarıyla dünya genelinde, bu sektörde doğrudan istihdam yaklaşık 14 milyon kişiydi.

Kriz ekonominin bütün sektörlerini yavaşlattı, durdurdu ve hatta bazılarını geriletti. Hükümetlerin, kurumların ve şirketlerin 2020 ile ilgili yaptıkları tüm analiz, beklenti ve planların anlamını yitirdiği görüldü. Bu nedenle zaten bütün ülkeler gibi Türkiye’de de hükümet, benzeri görülmemiş para ve maliye politikalarına yöneldi. Türkiye olarak ciddi önlemler alındı ve alınmaya devam ediliyor. Ancak konuyu genişçe ele almamız, krizdeki hasarı görmemiz, krizden sonra nasıl bir ekonomi ile karşılaşacağımızı ön görmemiz, beklentilerimizi değiştirmemiz, yeni stratejiler oluşturulması gerekiyor.

Bambaşka planlamalarla, stratejilerle ve umutlarla girdiğimiz 2020 yılının Ocak sonundan başlayarak, bilimsel adı ‘COVID-19’ olan küresel bir sağlık sorunu krizine yakalandık. Koronavirüs krizi dünyayı dramatik şekilde değiştirdi. Hazırlıklı değildik; çünkü bu kriz yaşadığımız önceki krizlerin hiçbirine benzemiyordu.

Kısa sürede kavradık ki yakalandığımız sağlık krizinden çıkabilmek için bütün ülkeler ve ülkeler içindeki toplumlar, güçlü bir işbirliği içine girmek zorundadırlar. Ancak aynı anda, krizin üstesinden gelmek için ülkelerin kendilerini sınırları içine, ülke toplumlarının da kendilerini eve kapatmalarının zorunlu olduğunu ve sosyal izolasyon ve mesafe ile hijyen olmazsa olmaz tedbirlerin önemsenmesi ise bu illetten bir an önce kurtulmamıza imkan sağlayacaktır.

Kriz ekonominin bütün sektörlerini yavaşlattı, durdurdu ve hatta bazılarını geriletti. Böyle bir krizi hiçbir ülke ideal yönetemez. Bu krizden etkilenen kurumlar ve şirketler yoluna hiçbir şey olmamış gibi devam edemezler. Hükümetlerin, kurumların ve şirketlerin 2020’yle ilgili yaptıkları tüm analiz, beklenti ve planların anlamını yitirdiği aşikârdır.

Başta IMF olmak üzere, uluslararası bütün kurumlar farklı ölçümleri kullanarak COVID-19 krizinin ekonomi üzerinde yarattığı hasarı ilk çeyreği için, ama ancak mal ve hizmet üretimindeki düşüş bazında hesaplamaya çalıştılar.

Ulaşılan ortak sonuçlar şöyle:

Gelişmiş ekonomiler için hasar tespitleri; başta Çin olmak üzere önce arz sonra da talep tarafının dengelerinin bozulması küresel çapta bir kaosa sebep oldu.

Para politikası araçlarını neredeyse tamamen tüketen AB’de büyüme ihtimalleri tamamen ortadan kalktı.

Çin ekonomisi 2020’nin ilk çeyreğinde -9 büyüme ile büyük hasar aldı.

Diğer gelişmiş ekonomiler ise esas etkiyi, yılın ikinci çeyreği sonunda görecekler; ancak bunlar için birinci çeyrek parlak geçmedi.

IMF, gelişmiş ekonomilerin 2020 yılında yüzde 6,1 daralacağını açıkladı.

 

Ülkelere göre hasar tablosu şöyle hesaplanıyor:

• ABD için 2020 yılı GSYH büyüme tahminini % -5,9 görünüyor.

ABD, ekonomisinin 18 trilyon 561 milyar dolar olan GSMH’sının yüzde 30’unu senenin ikinci çeyreğinde kaybedecek.

• Avrupa Birliği’nin (AB’nin) Avro Bölgesi’nde 23 trilyon dolar olan GSMH’sı % 7,5 daralacak.

 

Ülkeler bazında gelişmiş diğer büyük ekonomilerin daralması ise şöyle hesaplanıyor:

  • Almanya’nın 4,7 trilyon dolarlık GSMH’sı                            % 7,0
  • Fransa’nın 3 trilyon dolarlık GSMH’sı                                   %7,2
  • İtalya’nın 2,2 trilyon dolar olan GSMH’sı                             % 9,1
  • İngiltere’nin 3 trilyon dolar olan GSMH’sı                           % 6,5
  • İspanya’nın 1,8 trilyon dolar olan GSMH’sı                          % 8,0
  • Hollanda’nın 1 trilyon dolar olan GSMH’sı                           % 7,4
  • Japonya'nın 5 trilyon dolar olan GSMH’sı                            % 5,0

 

Gelişmekte olan ekonomiler için hasar tespitleri: Salgın nedeniyle küresel ticaretin durma noktasına gelmesi gelişmekte olan ekonomileri olumsuz etkiledi. Ancak nüfus yapıları ve kapasiteleri yönünden gelişmekte olan ülkelerin toparlanma sürecini daha hızlı atlatması bekleniyor. Bu ülkeler için orta vadeli görünüm gelişmiş ekonomilerden daha olumlu. Gelişmekte olan piyasalar ve kalkınmakta olan ekonomilerin 2020 yılında sadece yüzde 1,0 daralacakları öngörülüyor.

Tünelin ucundaki ışık: Varsayım olarak sağlık krizi Temmuz-Ağustos aylarında aşılmış olacak ve global ekonomi 2020'de yüzde 3.0 daralacak.

2021 ile birlikte toparlanma dönemi başlayacak;  bu konuda karamsarlık yok.

Global ekonomi için 2021 büyüme tahmini yüzde 5,8, gelişmiş ekonomiler için yüzde 4,5.

Ayrıca özelde, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu gelişmekte olan ekonomiler için  büyüme yüzde 6,6 varsayılıyor.

Buna göre yeni dönemin ekonomisi şu karaktere bürünecek:
a) Dünyanın en büyük ekonomileri resesyona girecek.
b) Buna karşılık likidite, tarihte örneği görülmemiş seviyelere çıkacak.
c) Ama risk algısındaki bozulma sebebiyle likidite mobilitesi sınırlı kalacak.
 

Bu küresel ortama şu yaşanmış gerçeklikle gireceğiz:

  • Pandemi tüm ülkelerin büyüme beklentilerini aşağı çekti.
  • Gelişmiş tüm büyük ekonomilerin resesyona gireceği kesinleşti.
  • Dış talep şoku bütün ülkeler için devam edecek.
  • Sanayi üretimi çok ciddi ölçülerde yavaşladı.
  • Önümüzdeki aylarda, görülmemiş küçülme rakamları ortaya çıkacak.
  • Her ülke resesyonu, küçülmeyi, negatif büyümeyi konuşur duruma gelecek.
  • Tüm dünyada havayolu taşımacılığı ve turizm başta olmak üzere pek çok sektör çok derin yaralar almış olacak.
  • Krizde önlem olarak teşvik ve desteklerle ertelenmiş, muhtemelen 50 milyon yeni işsiz, mevcut 180 milyon işsize eklenecek, küresel ekonominin sırtına 230 milyon istihdam yaratmak gibi çok ağır bir yük binecek.

 

Yazıma ülkemizin önde gelen sanayici ve sektör temsilcilerinin söylemleri ile son vermek istiyorum.

 

TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) Yönetim Kurulu Başkanı M. Rifat HİSARCIKLIOĞLU:

“Bu dönemin ana fikri yaşatmak olmalı”

TÜSİAD (Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Simone KASLOWSKİ

“Salgınla mücadele için her türlü senaryoya hazırlıklı olmak zorundayız”

TOSYÖV (Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanı Ş. Nezih KULEYİN

“Desteklerin ana ekseni, KOBİ’lerin yaşamını sürdürmesi üzerine kurulmalı”

KAGİDER (Türkiye Kadın Girişimciler Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Emine ERDEM

“Orta ve uzun vadede çok dikkatli ilerlemek gerekiyor”

İKV (İktisadi Kalkınma Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanı ve Kocaeli Sanayi Odası Yön. Krl. Bşk. Ayhan ZEYTİNOĞLU

“Tüm tedbirler alınarak üretimin aksamadan devam etmesinden yanayız”

Ankara Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin ÖZDEBİR

“Ülkemiz için yüzyıllarca daha üretmeye devam edeceğiz”

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal BAHÇIVAN
“Tüm sanayi sektörleri, mücbir sebep kapsamına alınmalı”
Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender YORGANCILAR
“Dünya asla bir daha eskisi gibi olmayacak”
İKMİB (İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği) Yönetim Kurulu Başkanı Adil PELİSTER

“Üretmeye ve ihracata devam edeceğiz”

 

 

 

Daha Güzel ve Sağlıklı günlere, kısa zamanda ulaşabilmemiz dilek ve temennisi ile hepimize mutlu günler diliyorum. 

 

Saygı ve Sevgilerimle

 

Beyaz Harekat Manisa İl Başkanı

Marien Keyes Personel Giyim İşveren

Ödemiş Belediyesi Danışman Kurulu Üyesi

Aliağa Tarım Kalkınma Kooperatifi Yatırım Baş Danışmanı

Damla Seracılık Ürünleri Tarım ve Hayvancılık Danışman

Köşe yazarı

 

SEVGİ CANDAN

 

Yorumlarınız ve iletişim için; [email protected]


Yazarlar
Haberler