Sadece Hocalı... - Nigar Ögeday

Sadece Hocalı... - Nigar Ögeday
10:00 26.02.2020 | 280 kere okundu | Yazarlar

  Hocalı faciasının üzerinden tam 28 yıl geçti!..

 28 yıl önce Şubat’ın 25’inden 26’sına geçen gecede Ermeni-Rus 366’cı Birleşik Askeri Birlikleri, Azerbaycan’ın Karabağ bölgesindeki Hocalı şehrini haritadan sildi. O gece sarhoş Ermeni ve Rus birlikleri; çocuk, kadın, yaşlı demeden herkesi katletti. Bu yetmezmiş gibi katlettikleri insanların cesetlerine de hakaret ettiler. Öldürdükleri kadınların göğüslerini kestiler, çocukların ve yaşlıların cesetleri üzerinde iğrenç oyunlar oynayan Ermeni- Rus vahşileri, ölülerin ağzındaki altın dişleri bile söküp aldılar. Bu günahsız insanların yardımına gelen asker ve polislere karşı yaptıkları ise akla gelmeyecek biçimde dehşet ve ibret vericidir. Yaralı polis ve askerlerin diri-diri kalbini çıkaran Ermeniler, esir aldıkları insanların gözü önünde bütün Türklerin bu akıbeti yaşayacaklarını bunun için ellerinden geleni esirgemeyeceklerini bildirmişlerdi. O günlerde Azerbaycan’da bulunan Fransız, Alman, Rus medyasının temsilcileri de bu dediklerimizi doğrulamaktadır.

 

            Yukarıda saydıklarımdan çok daha dehşet verici olaylar, bizim arşivlerimizde var. Bunlar bazı uluslararası kurumlara takdim edilse de ne yazık ki hala dünya bu gerçekleri kabul etmek istemiyor. Ama sözde Ermeni soykırımı ile ilgili her ay bir ülkede sesler yükseliyor. Aslında bunun pek çok sebebi var. En önemli sebebi Türk milletlerinin birlik olamamasıdır. Bu birlik olmuş olsa değil, Ermeniler hiçbir devlet karşımızda duramaz. Bugün esir düşen kızlarımızın Ermeni tecavüzü neticesinde doğan çocuklarının yaşları 27 oldu. Yani Ermenistan kanunlarıyla doğan bu gençler,  askerdir, ellerinde silahlar, Türk ordusuna karşı savaşırlar.

 

            Azerbaycan’da yeteri kadar tanınan Karabağ’ın Cebrail şehrinden Ermeniler tarafından esir alınan bir akrabamız vardı. İlgar Mehdiyev, bu adam esaret altında bütün işkencelere göğüs gererek Azerbaycan bayrağını öptüğü, Ermeni bayrağına tükürdüğü 1993 yılında Ermeni ve Rus basınında yer almıştı. Onu esaretten birkaç yıl sonra Kızılhaç kurtarmıştı. Ve kader bizi bazı ortamlarda bir araya getirdi bazı hatıralarını dinleme şansına sahip oldum.

 

            Rahmetli İlgar anlatırdı, onu tuttukları kampa yakın bir yerde esir alınan ana –bacılarımız da orada tutulurmuş. Hatta o kadınlar Ermeni ve Rus askerlerinin tecavüzü neticesinde çocuklar doğurmuşlar. Çocuklar doğar doğmaz,  Ermeniler çocukları alıp götürürlermiş. Açıkça da söylerlermiş bizim esirlerimize, size bizim yıllardır yapamadığımızı Türk sütü emmiş çocuklarımız yapacak, derlermiş. İlgar buna o kadar karşı çıkmış defalarca Ermenilerin zulmüne maruz kalmış. İlgar’la esarette birlikte olan arkadaşları diyorlar ki Ermeniler, bir parça ekmek vermek için Azerbaycan Türklerini değişik şekilde aşağılarlarmış. İlgarda buna açıkça karşı çıkarmış.

 

           Hatta esirlerden Dr.Yusuf evine döndükten sonra basına verdiği açıklamasında, “Bizimle birlikte bir İlgar Mehdiyev vardı . Bir gün Ermeni askerleri onun karşısına Ermenistan-Azerbaycan bayraklarını koyup dediler ki Azerbaycan bayrağına tükür, Ermeni bayrağını öp sana yemek verelim hatta özgür bırakalım, o düşünmeden Azerbaycan bayrağını öptü. Ermenistan bayrağına tükürdü , ayaklarının altına aldı .Ermeniler bundan sonra ona inanılmaz işkence yaptılar. Ama öldürmediler. Çünkü Kızılhaç’ın mübadele listesinde adı vardı.

           

           İlgar, esaretten döndüğü sırada Amerikalı bir gazeteci, Erivan havaalanında ona sordu:  Ermeniler nasıl bir millettir? Razılıkla gidiyor musun? İlgar, hiç tereddüt etmeden, ben esarette olduğum dönemde bir daha anladım ki bu Ermenilere hiçbir zaman güvenilmez. Onlar dünyanın en vahşi halkıdır,  demişti. Bu konuşmaları dinleyen bir Ermeni yanındaki Ermeni’ye İlgar’ın işiteceği şekilde keşke bunu öldürüp, ölüsünü değişseydik demiştir. O  Ermeni ise merak etme ona öyle bir iğne yaptım ki evine varır varmaz ölecek, demiş. Gerçekten de İlgar eve döndükten 2 ay sonra felç oldu ve öldü. Arkasında üç çocuk bıraktı.

           

            Ermeni vahşetini anlatan bu şekilde binlerce örnek verip ve ispatlamak için deliller ve şahitlerimiz var .Ama ne yazık ki dünya ve biz bu gerçekleri unutuyoruz. Ermeni’ye  kimliğini hatırlatmak uğruna onların hoşuna gitsin diye Ermeni’lerle istedikleri görüşmelere gidiyoruz. Onların Cumhurbaşkanıyla el sıkışıyoruz. Oysa ki ,Ermenistan’ın şu andaki ve bundan önceki devlet yöneticileri Hocalı’da ve Karabağ’da işledikleri katliamlara göre Ermenistan’ın milli kahramanı ilan edilenleridir.

                       

           Düşünün bu Ermenistan’la konuşmak için bile olsa gidilmeye değer mi? İkinci dünya savaşında faşist dediğimiz Alman askerleri tıbbi yardım araçlarına ateş açmadılar ama bu Ermenilerin doktorları bile Türklerden öç almak için neler yapıyorlar. İyi düşünün ne olur! Bu herhangi bir dünya devletine hoş görünmek için Ermeni ile masaya oturmaya değer mi? Zaten ne yaparsanız yapın onlar dünyaya getirdikleri bebeklerinin çocuklarının kulaklarına Türkler bizim düşmanımızdır diye fısıldıyorlar. Barış prensibini bozan Ermeni kadınları düşman tohumlarını ekiyorlar

                       

             


Yazarlar
Haberler