Neden "Hepimiz Hocalılıyız" diye haykırmalıyız - FOTOGALERİ

Neden "Hepimiz Hocalılıyız" diye haykırmalıyız - FOTOGALERİ
10:00 21.02.2020 | 373 kere okundu | Yazarlar

Gazeteci Yüksel Değercan

1980 ve 90'lı yıllar...

Sovyetler Birliği için sonun başlangıcı. Buhranlar ve ardından 90'lı yıların başında hızli bir çöküş ve dağılma süreci...

Daha sonrası çorap söküğü gibi geliyor. Art arda bağımsızlık ilanları ve ortaya çıkan 15 devlet...

Bunlarda biri Müslüman Türk Azerbaycan, diğeri Hıristiyan Ermenistan.

Haritaya baktığımızda  Ermenistan  Türkiye ile Azerbaycan'ın arasına adeta bilinçli olarak yerleştirilen bir devletçik. Zira, başkentleri Erivan,1800'lü yıllarda nüfusunun ezici çoğunluğunu  Azerbaycan Türklerinin oluşturduğu bir Türk yurdu. Önce Rus Çarlığı, ardından Sovyetler Birliği iki kardeş ülke arasında  doğrudan sınır olmasın diye Ermenistan'ı yerleştirdi.

Sovyetler Birliği dağıldıktan  sonra bile Rusya, bölgeden elini eteğini çekmedi. İki ülke arasında doğrudan sınır olmasın diye her türlü yardımı yaptı Ermenistan'a. Ağır silah, tank, para, asker yardımı dahil.

Ermenistan Ruslardan aldığı yardım ve moral destekle tarihte yaptıği katliamlara bir yenisini daha ekleyecekti. Azerbaycan  1990' başında Rus tanklarının Bakü'ye girmesinin ve yüzlerce Azerbaycan Türk'ünü katletmesinin ardından Bağımsızlık mücadesini vermeye başlamıştı.  Bir yıl sonra bağımsızlığını ilan etmişti ancak elinde ne silahı, ne askeri ne de ekonomik gücü vardı.

Bunu fırsat bilen Ermenistan, Nahçivan'ın hemen üstündeki Azerbaycan toprağı  Karabağ'a gözünü dikti. Rus destek ve teşvikiyle Azerbaycan toprakları'nin yüzde 20'sini oluşturan Karabağ'ı işgal etti. Binlerce Azerbaycan Türkü topraklarını terkederek Azerbaycan'a kaçmak zorunda kaldı. Ermeni zalimdi, Ermeni acımasızdı. Çocuk, yaşlı kadın demeden binlerce Türkü katletti.

İşgalin esası Türkiye ile Azerbaycan arasında doğrudan sınıri kaldırmaktı. Nahçivan Azerbaycan'a bağlı özerk bir yönetim.  Nahçivan'la bile Azerbaycan'ın bağlantısı kesildi bu işgal ile. Rusya, Ermenistân'ı kullanarak amacına ulaşmış, kardeş iki ülkenin sınırı olmasını engellemiş, gelecekte de kendini güvene almıştı. 26 Şubat 1992'de akla hayale gelmeyecek, haince, kalleşçe, insanlık dışı bir katliama imza atacaktı Ermenistan.

Hocalı katliamı....

83'ü çocuk, 106'sı kadın,  70'i  yaşlı tam 613 Azerbaycan Türkü vahşice katledildi.  487 kişi ağır yaralandı. 1275 kişi  rehin alındı. 150 Azerbaycanlı ise hala kayıp. Hocalı kasabasında yüzyılın en acımasız katliamını yaptı Ermeniler.

Azerbaycan'da uzun süre görev yaptım.  Karabağ göçmenleriyle, Hocalı'dan sağ kurtulanlarla ropörtajlar ım yayınlandı. Anlatılanlar inanılmazdı. Vahşet doluydu.Etkisinden uzun süre kurtulamadım. Bu ropörtajları paylaşmayacağım sizinle. Ben Türk'üm Ermenilerin yaptıklarını taraflı anlatabilirim.  Bu yüzden olay sonrası bölgeye ulasan Amerikalı, Rus, Ermeni gazetecilerin ve olayı bizzat uygulayan Ermeni cellatların  yazdıklarını paylaşacağım sizinle... Yüreğiniz dayanabilirse buyrun okumaya...

Thomas Goltz (ABD'li Gazeteci)

”Fotoğrafçı arkadaşım donmuştu, fotoğraf çekebilmesi için kendisini ölü bedenlerin üzerine doğru itmem gerekiyordu. Cesetler, koparılmış uzuvlar… Her bakımdan mide bulandırıcıydı. Bazı cesetlerin cinsiyetini anlamaya çalıştım ama yüzleri parçalanmış, uzuvları koparılmıştı. Tanınamayacak halde olanlar vardı. Bazılarının kafa derileri yüzülmüştü.”

Pascal Privat (Newsweek)

''Bir caminin arkasına geçici olarak kurulmuş morga, Hocalı'dan getirilmis düzinelerce ceset ve onların başında yas tutan mülteciler vardı… Cesetlerin çoğu, kaçmaya calışırken yakın mesafeden vurulmuştu. Kafa derileri yüzülen cesetler vardı. Bazılarının yüzleri paramparça olmuştu''

Yuri Romanov (Rus Gazeteci)

“Altı yaşında, gözleri sargılı bir kız çocuğu gördüm. Kameramı kapatmadan ona doğru eğildim ve neyin var diye sordum.
- Gözlerim yanıyor. Gözlerim yanıyor!
Yanında bulunan doktor şöyle söyledi:
- Gözleri kör olmuş. Gözlerinde sigara söndürmüşler. Bize getirdiklerinde gözlerinin içinde sigara izmaritleri vardı.
Orada şahit olduklarımı, gözlerimin gördüklerini ve kulaklarımın duyduklarını dilim ifade edemiyor.”

Daud Kheyriyan (Ermeni Gazeteci)

Katliamda öldürülen insanların yakılmasıyla görevli Ermeni grupla beraberdim. 2 Mart günü Hocalı’nın bir kilometre batısına, 100 civarında Azeri cesedini getirip yığdılar. Son kamyonda 10 yaşlarında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hâlâ yaşıyordu. O sırada, Tiranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öbür cesetlerin üzerine fırlattı. Sonra bütün cesetleri yaktılar. O sırada yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim…”

Zori Balayan ( Ruhumuzun Canlanması Kitabından)

Zori Balayan, 1996'da çıkardığı "�Ruhumuzun Canlanması"� adlı kitabında soykırımın yapıldığını gururla itiraf etmiştir. Kitabının bir bölümünde yazdıkları ise kan dondurucudur.

''Hocalıda ele geçirdiğimiz bir eve girdiğimizde, askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğu çok ses çıkarmasın diye askerler çocuğun annesinin kesilmiş göğsünü onun ağzına soktu. Daha sonra ben bu 13 yaşındaki Türk çocuğuna, onların atalarının bizim çocuklarımıza yaptıklarını yaptım. Başından, ensesinden ve karnından derisini soydum. Sonra saat tuttum ve Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından hayatını kaybetti.

İlk mesleğim doktorluk olduğu için merhametliydim, bu yüzden de çocuğa yaptığım eziyetten dolayı mutluluk duymadım. Ama ruhum halkımın bir kısmının bile öcünü aldığı için gururluydu. Daha sonra, ölmüş Türk çocuğunun cesetini parça parça doğradık ve bu Türkle aynı kökten olan köpeklere attık. Akşama kadar aynı şeyi 3 Türk çocuğuna daha yaptık.

Yuri Pompeyev ( Moskovskie Novosti gazetesi muhabiri )

Pompeyev, gördükleriyle ilgili sadece bir cümle sarf edebilmişti. “Hocalı’da, kimse yoktu sadece cesetler kalmıştı.”

Bu ropörtajlar bana ait değil. ABD'li, Rus ve Ermeni gazeteciler vicdanları ve kendilerine izin verildiği kadarını yayınlamışlar. 

Aradadan tam 28 yıl geçti bu vahşetten, bu katliamdan. Acılar çok daha taze. 

100 yıl önceki  olayları çeşitli ülkeler parlementolarında sözde soykırım diye kabul ediyor. Ama  bu katliamı görmezden geliyorlar.

Azerbaycan'ın işgal altındaki topraklarını Birleşmiş Milletler'in kararlarına rağmen almasına izin vermiyorlar. Elbet bir gün Azerbaycan işgal altındaki topraklarıni geri alacak hatta  iki kardeş ülke birbiriyle sınır komşusu bile olacak.






Yazarlar
Haberler