Söz. 2. Yazı - Rauf Karaışık

Söz. 2. Yazı - Rauf Karaışık
14:55 12.02.2020 | 443 kere okundu | Yazarlar

Hayal edin ki... Söz – canlı bir insandır. Cümle – ailedir. Hayat – toplumdur.

Yerinde olan, yerinde olmayan bir söz cümleyi kötü duruma soktuğu gibi bir tek uyumsuz cümle de hikayeyi berbat duruma sokabilir.

İnsanlar da öyledir.

Hikayeyi yalnışlıklarla dolu sözler ve ‘kolu kanadı kırık’ cümlelerle dolu olsa bile, onun kırk yapraklı gül gibi kokan, romantik cümleleri de vardır.

(Komşumuz bizim balkonda saksılara diktiğimiz o güle ‘Çin gülü’ derdi. Annem de o gülden reçel yapardı, o kırk yapraklı gülden. Unut o günleri... unut gitsin...)

Doğru – düzgün, boncuk gibi dizilmiş, gümüş rengi sözleri de var bu hikayenin.

Kelle – paçanın içindeki koyun gözleri gibi kokulu – yağlı iyrenç sözleri de var.

Üstünde Lenin’in kel resmi olan metal para gibi parlak ve...anlamsız – manasız sözleri de var bu rivayetin...

Bakır para gibi ‘kırmızı’ ve... çok deyerli sözleri de var.

Esrarengiz sözler okursun bazen.

Yakalayıp gözlerinden öpesin geliyor.

(Nerden bileceksin ki,  bir daha onu görme ihtimalinin olup olmayacağını. En iyisi yakalayıp gözlerinden öpmektir... gitsin)

Bazen de bir söz görürsün, kafası gövdesinden daha büyük, sinir dolu, nefret dolu – aynen içi boş, ahşap kundaklı ‘Mauzer’ tabancasına benzer...

O sözün kabzasından tutup metal sobasının içindeki kazana fırlatasım geliyor, o kazanın içinde eriyip gitmesini, bir parça yağa, buhara dönüşmesini, uçup gitmesini izleyesim geliyor.

(Ve sen de sinirinden bembeyaz olmuş çeliğin 1600 derecelik sıcağının beyaz ışığından acıyan gözünü kirli ellerinle ovarak gider, kendi odandaki temiz alkolü kafana diker... gidersin...)

Nasıl olur, hikayeyi okur bitirirsin, ama konusunu anlamazsın.

Ama sonunda ‘devamı var’ yazılır.

Peki sonu iyi olacak mı?!

(Eh... öp gözlerinden, bırak yakasını, çıksın gitsin...)

 

03092019

Southampton


Yazarlar
Haberler